• Hakkında.
  • 1900’lü yıllarda hayatını resmeden ressam kimdir?


    Edward Hopper

    Vikipedi, özgür ansiklopedi

    Nyack, New York’un yukarı kısmında doğan Hopper, başarılı bir manifaturacının oğluydu. New York Sanat ve Tasarım Enstitüsü’nde resim eğitimi aldı. Eğitmenlerinden biri olan ressam Robert Henri, öğrencisini, yaptığı sanatla dünyada bir heyecan oluşturma konusunda teşvik etti. Hopper üzerinde çok büyük bir etkisi olan Henri, öğrencilerini kentsel hayata dair gerçekçi resimler çizmeleri konusunda destekliyordu. Daha sonraları önemli ressamlar haline gelen Henri’nin öğrencileri, Amerikan Sanatı’nda “Ashcan School” (Ashcan Okulu) olarak anıldılar. Hopper da Henri’nin altında beş sene çalıştı.

    Resmi eğitimini tamamladıktan sonra, Avrupa‘ya Paris merkezli üç ziyarette bulundu. Bu ziyaretlerin amacı, orada ortaya çıkan yeni sanat olayları üzerine çalışmaktı. Fakat, kübist hareketi taklit eden pek çok çağdaşının aksine, idealizmden ve gerçekçi ressamların çalışmalarından etkilendi. Erken dönem çalışmalarına bakıldığında, gerçekçilerin renk ve şekle yaptıkları vurgunun benzerlerine rastlanabilir. New England’ın başlıca temaları olan deniz manzarası ve gemilerden uzak duran Hopper, artık moda olmamasına rağmen Viktoryen mimariye büyük ilgi duyuyordu. Boston Güzel Sanatlar Müzesi küratörü Carol Troyen ressam hakkında “Ufak kuleli ya da kuleli, verandalı, mansart çatılı, harika gölgelerle süslenmiş evlerden çok hoşlanıyordu. Her zaman, çizmeyi en çok sevdiği şeyin bir eve vuran güneş olduğunu söylerdi.” dedi.[1]

    Uzun yıllar boyunca ticari bir ressam olarak çalışan Hopper, resim konusunda istediği başarıya ulaşamamıştı. Turistlere ufak tefek baskılar ve suluboyalar satan ressam, galeri sahipleri ya da küratörlerin ilgisini çekemediği için önemli yayınlarda kendisini gösteremiyordu.[2]

    Troyen’e göre, Hopper’ın ilk ilgi çeken çalışması 1923 yılında çizdiği The Mansard Roof adlı eseriydi. Ressam bu resmi Gloucester’da geçirdiği ilk yazında çizmişti. Sanat okulundan sınıf arkadaşı olan Josephine Nivison Hopper (daha sonra karısı olacaktı), diğer birkaç resmiyle birlikte bu resmini Brooklyn Müzesi’nin senelik suluboya sergisine sokmasını tavsiye etti. The Mansard Roof, müze tarafından 100 dolara satın alınarak kalıcı koleksiyonlarına eklendi.[1]

    1924 yılında ressam, Josephine ‘Jo’ Nivison ile evlendi. Sürekli tartışan çift şiddetli bir ilişki yaşadılar. Hopper, takıntıları olan kıskanç bir adamdı ve karısının kedileri Arthur’a gösterdiği ilgiden bile rahatsız oluyordu. Jo, hem ev işleri ile ilgilenirken hem de kocasına modellik yaptı. Her ne kadar kendini bu ilişkide sıkışmış hissetse de her zaman eşine ve onun eserlerine karşı hayranlık ve saygı duydu. Ressamın en büyük destekçisi oldu.[3]

    Hopper, 1925‘te, sanatsal olgunluğunu işaret eden House by the Railroad isimli resmini çizdi. Bu resim aynı zamanda, sanatçının boş kent ve kır manzaralarında sert çizgiler ve geniş şekiller kullandığı, olağandışı ışıklandırmalar ile konu ettiği objelerin yalnız havalarını vurguladığı serisinin başlangıcı oldu. Ressam, çoğunlukla Amerikan yaşamının ortak özelliklerini kendine konu edindi. Bunlar arasında benzin istasyonları, oteller, demiryolları, boş sokaklar ve onların sakin havası sayılabilir.

    Hopper, yaşlılık günlerinde de resim yapmaya devam etti. Bu sırada hayatını New York ve Massachusetts arasında geçiriyordu. 1967 yılında, New York’ta Washington Square Park’a çok yakın olan atölyesinde vefat etti. Karısı, Josephine Nivison ise ondan on ay sonra vefat etti. Vefatından önce ise ressamın çalışmalarını Whitney Museum of American Art’a bağışladı. Hopper’ın diğer önemli resimleri ise New York’ta Modern Sanat Müzesi, The Des Moines Art Center ve Chicago Sanat Enstitüsündedir.

    Hopper’ın çalışmaları ulaşılabilir olmasına rağmen, ticari illüstrasyonları resim yapmak için terk ettiği için, çoğunlukla yabancılaşmış görünür

    ÇALIŞMALARI

    Hopper, en bilinen eserlerinden biri olan “Nighthawks“‘ta (1942), bütün gece açık olan Amerikan tarzı ufak bir restoranda bar tezgahında oturan müşterileri resmetti. Restoranın göz kamaştırıcı ışığı, mekanı, dışarıda hüküm süren gecenin karanlığından ayırır ve resmin ince duygusunu ve havasını arttırır. Eser sınırlama ve izolasyon unsurlarını vurgular. Walter Wells ismindeki eleştirmen resimde Ernest Hemingway‘in “A Clean, Well-Lighted Place” isimli öyküsünün etkilerini gördüğünü söyledi ve “Hem resim hem de hikâye, tanrısız ya da manevi avuntusuz bir dünyada, en büyük geceye karşı (örn. ölüm) duran bir mabedi temsil ediyor.” diye ekledi.

    Hopper’ın kırsal New England manzaraları da daha az manalı değildir. Örneğin, Gas (1940), uyumak için kendi yollarına gitmekte olan yolcuların geceleri ihtiyaçlarını karşılamak için varolan farklı, temiz, iyi ışıklandırılmış bir sığınaktır.[5] Parlak güneş ışığı ve gölgeler de Hopper’ın resimlerindeki sembolik öğelerdir. “Early Sunday Morning” (1930), “Summertime” (1943), “Seven A.M.” (1948), ve “Sun in an Empty Room” (1963) gibi resimlerinde bu öğelere rastlanabilir.

    İlgilendiği konular açısından Hopper çağdaşı Norman Rockwell’le karşılaştırılabilir. Hopper çalışmalarında genellikle boş alanları kullanır. Boş bir kır yolunun kıyısındaki benzin istasyonu ve gökyüzünün doğal ışıkları ile benzin istasyonundan gelen yapay ışığın kesişmesi tarzına örnek olarak verilebilir. Hopper’ın pek çok çalışmasında insanoğlunun çevreyle olan keskin ilişkisi işlenir. Tıpkı filmlerdeki ya da oyunlardaki sessiz sahneler gibi, Hopper’ın resimlerindeki karakterler de zirveye ulaşılan bir sahnenin öncesinde ya da sonrasında resmedilmiş gibidirler.[6]

    Sergiler [değiştir]

    1980‘de “Edward Hopper: Sanat ve Ressam” isimli sergi Whitney Museum of Art’ta açıldı ve sergi Londra, Düsseldorf, Amsterdam, Chicago ve San Francisco‘yu ziyaret etti. Bu sergiyle ilk defa, Hopper’ın yağlı boya tabloları ile kâğıt üzerine çizimleri birlikte gösterildi. Aynı zamanda bu sergi ressamın Avrupa’da popüler olmasını ve dünyaca tanınmasını tetikledi.

    2004 yılında ise, sanatçının eserlerinden geniş bir seçki Avrupa’yı turladı. Almanya‘da ve Londra‘daki Tate Modern‘de sergilendi. Tate Modern’deki sergi, galerinin en popüler ikinci sergisi oldu. Açık kaldığı üç ay boyunca 420.000 ziyaretçi geldi.

    2007 yılında ise, Boston‘daki Güzel Sanatlar Müzesi’nde, ressamın en başarılı dönemi olarak anılan 1925-1950 yılları arasındaki çalışmaları sergilendi. Sergide, elli yağlı boya tablo, otuz suluboya, oniki baskı yer aldı. Bu eserler arasında sanatçının en popüler resimlerinden olan Nighthawks, Chop Suey, Portland Head, Cape Elizabeth, Maine ve Lighthouse and Buildings de yer aldı. Sergi Boston Güzel Sanatlar Müzesi, Washington Ulusal Sanat Galerisi, Chicago Sanat Enstitüsü ortaklığında ve Booz Allen Hamilton isimli yönetim danışmanlığı şirketi sponsorluğunda gerçekleştirildi.

    Etkileri [değiştir]

    Hopper’ın sanat dünyası ve pop kültürü üzerindeki etkileri inkar edilemez. “Nighthawks”‘un karakterlerinin çizgi film kahramanları ya da James Dean, Marilyn Monroe gibi ünlü pop kültürü ikonları ile değiştirilmiş versiyonlarının posterleri dükkânlarda satılmaktadır. “Nighthawks”‘ta rastlanmasa da, Hopper resimlerinde kadın model olarak çoğunlukla kendi eşini kullandı.

    Hopper’ın eserlerindeki sinemavari geniş kompozisyonlar, ışığın dramatik kullanımı ve karanlık, ressamı film yapımcıları arasında da popüler kıldı. Örneğin, ressamın House by the Railroad isimli resminin, Alfred Hitchcock‘un 1960 yapımı filmi Psycho‘daki eve örnek olduğu söylenir. Terrence Malick’in Days of Heaven isimli filminde kullanılan ev de aynı resimdeki evin etkisi altındadır.

    Gerçeküstücü korku filmi yönetmeni Dario Argento da 1976 yapımı filmi “Deep Red”‘in (Profondo Rosso) bazı sahnelerinde Nighthawks benzeri bir dekor kullandı.

    1993’te Madonna, Hopper’ın 1941’de çizdiği “Girlie Show” isimli resimden etkilenerek çıktığı dünya turnesinin ismin The Girlie Show koydu. Gösterinin içinde de resmi andıran pek çok öğe vardı.

    2002’de Sam Mendes tarafından çekilen Road to Perdition isimli filmde de yönetmen ışıklandırmada Hopper’ın eserlerini, özellikle “New York Movie”‘yi örnek aldı.[7]

    2004 yılında, İngiliz gitarist John Squire, Hopper’ın Marshall’s House isimli çalışması ile aynı ismi taşıyan kavramsal bir albüm çıkardı. Albümdeki bütün şarkılar bir Hopper resmiyle aynı ismi paylaşıyordu. Kanadalı rock grubu The Weakerthans’in 2007’de yayınladıkları albümleri “Reunion Tour” Hopper’ın “Sun in an Empty Tour” ve “Night Windows” resimleri ile aynı ismi taşıyan ve resimlerden etkilenerek yazılmış iki parça içeriyordu. Grup ayrıca aynı albümde yer alan “Hospital Vespers” isimli şarkılarında Hopper’ın ismini kullandılar.

    Polonyalı besteci Paweł Szymański’nin Compartment 2, Car 7 isimli eserini Hopper’ın Compartment C, Car 293 resminden etkilenerek besteledi. [1]

    Alman film yönetmeni Wim Wenders‘ın 1997 yapımı filmi “The End of Violence”‘da da “Nighthawks”‘u andıran bir sahne vardı. 2006 yapımı Oskar Roehler filmi Elementarteilchen’in afişi de sanatçının “People in the Sun” isimli resminden etkilenerek çizildi.

    Galeri [değiştir]