• Hakkında.
  • Dini değerlerimiz nelerdir?


    Fıtrat, yaratılış ve din bir bütündür. Din fıtrata, yaratılışa uygun olandır. Din; akıl sahiplerini iradeleri ile iyiliğe sevk eden ilahi nizam. (Elmalılı, 1:92-93) Hayatın hayatı, ruhu ve esasıdır.(Sözler 658) Din kardeşliktir.(Sözler,122) Milliyetin hayatı ve ruhudur. (H. Şamiye, 69) Din “Neciyim nereden geliyorum? Nereye gidiyorum? Yaratıcım kim? Görevim ne?”sorularına cevap, ölümden sonraki hayat ile ilgili bilgidir. Dinin amacı uhrevi saadettir. Dünyada ise din bir erdem, ahlak ve üstün değerler manzumesidir. Bunlar birer araç değil amaçtır… “Din bir araçtır” (Sabah 7. 12. 2002) demek bir açıdan yanlıştır. Din insan içindir. Ama bir araç olarak değil; insanın amacı dindar bir insan olmaktır.

    Amaç mutluluk değildir ki din de bir mutluluk aracı densin. Mutluluk bazen hatta çoğu zaman dinin yasakladığı şeylerle kazanılabiliyor. Mutluluk “Haz” ise, her haz ve mutluluk veren şey meşrudur denemez…
    Din bir değerler bütünüdür. Bu değerler insanların amacı, hedefi olan ve insana insanlığını kazandıran, felsefecilerin ve ahlakçıların “Erdem, fazilet ve etik” dediği uygarlığın temeli olan değerlerdir.
    İman, doğruluk, adalet, gibi dini değerler bir amaçtır, araç değildir. Eğer bunların da araç olduğu söylenirse o zaman amaç nedir? Namaz, tefekkür, dua gibi dini ibadetler de birer amaçtır, araç değillerdir. Ancak dini eğitim, kur’an okumak, abdest almak, temizlik gibi ibadetler namaz kılmak gibi üstün bir ibadet için birer araç sayılırlar. Namaz kılmak, doğruluk ve dürüstlük ve ahlaki değerler birer araçtır denemez. “Ölene kadar yapılaması gereken” birer ibadettir. Bir insanın amacı gerek filozoflara ve din adamlarına göre imanî ve ahlaki değerleri kazanmaktır. Bu değerlerin mecmuunu içine alan din nasıl bir araç olabilir?
    Üstün meziyetler, ideal değerler birer amaçtırlar. Bu amaçlara ulaşmak ve fazilet sahibi olmak eğitimin de felsefenin de aracıdır. Peygamberler bile en üstün meziyet ve ahlaki değerlere sahip oldukları halde namaz, dua ve tefekkür gibi ibadetlerle mükelleftirler. Onların bu mükellefiyetleri de ölümlerine kadardır. Dini araç olarak görmek, dini anlamamaktır.
    Dinin mubah gördüğü, ve fıtratın gereği olarak kabul ettiği geniş bir akıl sahası vardır. Fıtratın gereği, her şey yaratılıştaki kemal mertebeye, yaratılış amacına uygun olan mertebeye aklın önderliğinde ulaşır. Dinin imtihan gereği akıl için bıraktığı bu sahada akıl, ilim ve tecrübe ile insanı ve insani değerleri yaratılış amacına yönlendirir. Akıl bununla kemalini bulduğu gibi insanı da bununla kemale ulaştırır.
    Aklın gereği oluşturduğu sosyal değerlere “Demokratik Değerler” denir. Demokratik değerlerin de siyasi, ticari, hukuki yönleri vardır ki bunlar din ile çelişmediği, dinin sahasına girmediği ve insani değerlere katkı sağladığı müddetçe meşrudur ve doğrudur.
    Uygarlık ve medeniyet insani değerlerin hayata hakim olması demektir. Medeniyet hayatı doğru anlayıp yorumlama olayıdır. Demokratik değerlerin de dini değerlerin de amacı, hür fikirli, dindar, aklını kullanabilen ve insanlığa faydalı fertleri çoğaltmaktır.
    Sonuç:
    Din vahyin, demokrasi ise aklın ortaya koymuş olduğu yüce değerler bütünüdür. Her şey bu üstün değerleri elde etme için birer araçtır. Bunun için gerek dini gerekse demokratik değerler birer araç değil amaçtırlar. “Din de Demokrasi de birer araçtır” demek her ikisini de anlamamaktır