• Hakkında.
  • Hizmet Sektörü için Türkiye ne yapmalı?


    Hizmet Sektörü için Türkiye ne yapmalı?

    Hizmet sektörünün gelişimi, toplumların yapısal değişimleri ile orantılı olarak değişim göstermiştir. Tarım toplumunda gelir üretimi; toprak, emek ve sermayeye bağlı iken, bu fonksiyon sanayi toplumunda emek ve sermayeye dönüşmüş; bilgi toplumunda ise emeğin yerini bilgi almıştır. Sonuç olarak 21.yüzyılda değer ve fark yaratmak bilgi ve sermaye ile olabilmektedir. Yani,
    Bilgi=b
    Sermaye=s
    Gelir=g
    G=f(b,s) olmuştur.
    İşte hizmet sektörü de 20. yüzyılın sonlarından başlayarak 21. yüzyılda hızlı bir şekilde bilgi toplumunun gereğini yerine getirebilmek için gelişmekte ve farklılaşmaktadır.
    Artık Dünyada çimento, demir, tarım, tekstil ve giyim ile uğraşan ülkeler az gelişmiş ülkeler olarak anılmaktadır. İlaç, elektronik üretimi, makine imalatı ve gemi inşası gelişmekte olan ülkelerin işleri iken, bilgi toplumunun gereğini yerine getirenler ve dolayısıyla ürettikleri know how, savaş uçağı, yolcu uçağı, kontrol sistemleri, silah sanayi ve bilgisayar programcılığı ise direkt hizmet sektörünün gelecekteki en fazla gelir elde edebilecekleri alanların başında gelmektedir.
    Aslında hizmet sektörü, bilgiyi farklılaştırarak yeni ürünler, servisler üretebilmektir.
    Amerika’da son yıllarda açılan bölümler arasında dikkati çeken bir program var. Bu programın adı, Servis Bilimleri Yönetimi ve Mühendisliği. Dünyada yapılan ticaretin % 60’ını hizmet sektöründe bulunan ticaret kolları meydana getirmektedir. Bu da dünya genelinde bu alanın disiplinli bir şekilde lisans programı haline getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bölümünde, başta matematiksel hesaplamalar, şirketlere katma değer yaratabilecek alanlar, şirketlerin taleplerine göre çözümler üretebilme ve yüksek verimlilik hesaplamaları yapabilecek danışmanlık alanlarını doğurmaktadır.

    Ülkemizde de bu gibi çalışmaların Teknoloji Ticaretleştirme Enstitüleri kurularak veya ticaret odalarının, derneklerinin desteği ile şirketlerle iç içe yaşayan akademik ortamlar yaratılmalıdır. Şimdilerde % 60’larda olan hizmet sektörü payı her geçen gün ticaret dünyası içindeki payı ilerlemekte, ülkeler için hele de Türkiye gibi, yılda 700 bin kişinin üniversitelerden mezun olduğu bir ülke için en az yılda 100 bin girişimciyi yaratmanın zorunluluğu olduğu bir ekonomide düzenli, disiplinli bir yapılanmanın zamanı geldi ve hatta geçmektedir.
    Yazıma son verirken, hizmet sektörünün Türkiye için dünya ekonomileri içinde ilk 10’a girmesi için bir şans oluştururken, aynı zamanda da dezavantajda meydana getirebilmektedir. Türkiye’nin bu alanda, geçmiş yıllarda olduğu gibi sanayi devrimi tam manasıyla yapamaması gibi bir çalışma ortaya koyması, şu anda elimizde bulunan avantajı harcamamız anlamına gelir. Çünkü son 50 yıllık Türkiye’nin dünyaya açıklık grafiğine ve ülkemizde bulunan üç ana sektörün gelişimine bakarsak, ülkemizin gerçek manada ciddi bir altyapısı olan bir çalışma ile ciddi başarılar yakalayacağına işarettir