• Hakkında.
  • Sarımsağın Faydaları



    Mitolojide insanları iyi ede ede ölüme meydan okuyan Akslepios’u Zeus, yıldırımıyla yere serince, ünlü hekimin son deminde yazdığı bir reçete oradaki bir otun üstüne düşüvermiş, yağmur yağmış, yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva olan sarımsak meydana gelmiş.”

    Geçmişten günümüze kadar birçok hastalığın tedavisinde ilk sıralarda kullanılmıştır sarımsak. Kimileri nazar boncuğu olarak nitelendirilen kokusu nedeniyle “Kötü Kokulu Gül” olarak adlandırmış, kimileri ise Kastamonu’nun Taşköprü İlçesi’nde olduğu gibi en iyisini üretmenin verdiği şevk ve temel geçim kaynaklarının olması sebebiyle “Beyaz Altın”ımız diyerek taçlandırmıştır sarımsağı.
    Bizde sarımsak üzerine yaptığı araştırmalarla adından sıkça bahsettiren ve geçtiğimiz aylarda Taşköprü Belediye’nin desteğiyle “Sarımsak Kitabı” adlı eseri yayın hayatına kazandıran Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eren Akçiçek ile 20. Uluslararası Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali’nde konuşmacı olarak katıldığı panel sonrası görüştük.

    EN ESKİ TIBBİ BİTKİ
    Sarımsak için “Dünyanın en eski tıbbi bitkisi ve gıdası” diyerek sözlerine başlıyor Dr. Akçiçek. Bütün tıp kitaplarının hepsinde yer alan sarımsağın Hipokrat, İbn-i Sina ve Osmanlı yazmalarında da geçtiğini sözlerine ekliyor. Geçmişte insanlığı tehdit eden bulaşıcı hastalıklara karşı sarımsağın doğal antibiyotik görevi gördüğünü belirten Akçiçek, “Sarımsak hem bakteri hem çeşitli virüslere hem de mantarlara karşı etkili bir silah. Dünyada artık gıdalara bir ilaç gözüyle bakılıyor. Bu kategoriye giren gıdalara da tıbbi gıda ve fonksiyonel gıda ismi verilmektedir. Bunların başında da sarımsak gelmekte” yorumunu yapıyor.

    KANSERE DE İYİ GELİYOR
    Dr. Akçiçek, günümüzde en çok rastlanılan sağlık sorunlarının arasında kalp, damar ve tansiyon rahatsızlıklarının geldiğini, sarımsağın ise bu üç hastalığa da hem düzenleyici hem iyileştirici özellik arz ettiğini dile getiriyor. Sarımsağın faydasının saymakla bitirilemeyeceğini söyleyen Eren Akçiçek, bunların birkaç tanesine de değinmeden geçmiyor. “Kanı sulandırıyor, kan yağlarını düşürüyor, partikül dediğimiz trombositlerin bir araya gelip pıhtı yapmasını önlüyor ve gerek sarımsak gerekse sarımsak ailesinden olan soğan çeşitli kanserlere karşı koruyucu ve durdurucu etki gösteriyor. Mide kanseri için bir risk olan Itelikabactor pilori adlı bakteri de sarımsak tarafından etkisizleştiriliyor.”

    70 DERDE DEVA
    Akçiçek, halkımız arasında mangal kültürünün de yaygın olduğuna değinerek, pişirme sırasında ette birtakım kanserojen bileşenlerin teşekkül ettiğini ve bu nedenle genellikle kebapla, sarımsak ve soğanın iyi bir birliktelik gösterdiğine ve ayrı bir lezzet unsuru oluşturduğuna da değiniyor.
    Sarımsak muhakkak kullanılmalı diyen Akçiçek’in anlatacakları bu kadar da değil, insanların sarımsağı kullanmaları için diğer yararları nelerdir diye sorduğumuzda da, Dr. Akçiçek başlıyor anlatmaya; “Özellikle erkekler kokusu eşlerini rahatsız etmesin diye sarımsak yemekte tereddüt ederler, fakat günümüzde ufak tabletler halinde de piyasa da yer alan sarımsak günümüzde doğal viagra olarak tabir edilecek bileşenlere sahip olup cinsel gücü arttırdığı da bilinmektedir. Aynı zamanda sürekli yenildiği zaman saç dökülmesini önler ve saç kıran denilen hastalığa karşı ilaç olarak ta kullanılır.”

    TARİHTE SARIMSAK

    Dr. Eren Akçiçek, sadece sarımsağın faydalarına değinmiyor, kokusundan ve faydasından ötürü birçok fıkra ve bilmeceye de konu olmuş sarımsak.
    Sarımsağın sadece hastalık aşamasında kullanılmaması gerektiğini, her gün en az bir diş sarımsak yenilmesi gerektiğini de vurguluyor Dr. Akçeçiek.
    Şöyle bir geriye dönüp tarih sayfalarını araladığında ise bakın nelerle karşılaşıyoruz sarımsakla ilgili olarak diyor Akçiçek, “Heredot, kitabında, Mısır’daki Keops piramidinin üzerinde ki bir kitabede, piramidin inşasında çalışan işçilere 1600 gümüş telent değerinde soğan, turp ve sarımsak dağıtıldığından bahsetmekte. Bu kadar soğan, turp ve sarımsağın, piramit inşasında çalışan işçilere, salgın hastalıklara karşı koruyucu olarak dağıtıldığı da bilinenler arasında. Yine Hipokrat, sarımsağı idrar söktürücü ve müshil olarak kullanmıştır. Romalılar ise sarımsağa “Pis kokulu gül” adını vermişlerdi. İlk sarımsak kültürü de Mezopotamya’da başlamış ve oradan Akdeniz ülkelerine yayılmıştır.”

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eren Akçiçek, birçok konuya malzeme olan sarımsak ilgili şu bilmeceyle sözlerine son veriyor: “Kat açılır kokusundan kaçılır.”