• Hakkında.
  • üç ayların fazileti


    3 Ayların Fazileti

    MÜBAREK ÜÇ AYLARA GİRİNCE SU DUA OKUNUR

    Allahümme bariklena fi Recebe ve Şaban ve belliğna Ramazan veahtimlena bil-iman ve yessirlena bil- Kur’an

    RECEB-İ ŞERİF

    10 GÜN : SÜBHANALLAHİL HAYYİ-L KAYYÜM
    10 GÜN : SÜBHANALLAHİL EHADİ-S SAMED
    10 GÜN : SÜBHANALLAHİL GAFFURU-R RAHİM

    ŞABAN-I ŞERİF

    10 GÜN : YA LATİF CELLE ŞANÜHÜ
    10 GÜN : YA REZZAK CELLE ŞANÜHÜ
    10 GÜN : YA AZİZ CELLE ŞANÜHÜ

    RAMAZAN-I ŞERİF

    10 GÜN : YA ERHAMERRAHİMİN
    10 GÜN : YA GAFFAREZZÜNÜB
    10 GÜN : YA ATİKARRİKAB

    NOT: HERGÜN HERBİRİNİ 100 KERE

    SELAMETLE

    3 aylarda neler yapabiliriz

    Mübarek üç aylar başlıyor

    Gündelik hayatımızın akışı içinde farkında olalım veya olmayalım hayatın temel değerleri konusunda farklı yön ve hedeflere doğru kayıp gidiyoruz.

    İçinden geçtiğimiz şu netameli ve kaygan zaman diliminde çoğu defa sahte ve sentetik gündemlerin bombardımanı altında adeta kendimizi kaybediyoruz. Sözünü ettiğimiz bu yapay gündemler, çoğu zaman bize dünyaya asıl geliş gayemizi unutturuyor.

    Halbuki bizler, bizi asıl gayemizden uzaklaştıracak bu türlü gündemlere karşı sürekli teyakkuz halinde ve gerilim içinde olmalıyız ve bunların yol bulup ruhlarımızı kendi ağlarına almasına fırsat vermemeliyiz. Allah, önümüze bugünlerde altın bir fırsat koyuyor; Üç aylar! Esasen buna sahici ve ilahî gündem de diyebiliriz. Zira Cenab-ı Hak, bu aylarda af ve mağfiretini, nimetlerini sağanak sağanak yağdırıyor. Recep, Şaban ve Ramazan aylarının bütün gün ve geceleri sürpriz feyiz ve bereketlerle dopdoludur.

    Üstelik bu aylar içinde bulunan Regâib, Mi’râc, Berât ve Kadir geceleri, hiçbir maddî ve dünyevî ölçüyle değerlendirilemeyecek kadar ilâhî ikramlarla donatılmıştır. Aslında biraz gönül uyanıklığı, dikkat ve samimiyetle bu günlerin ve gecelerin feyzinden yararlanabilirsek manevi yoldaki pek çok eksiğimizi telafi edebilir ve günahlarımızdan arınıp tertemiz hale gelebiliriz. Peki ne yapalım? Bu fırsat aylarını dolu dolu nasıl değerlendirelim?

    NEFİS MUHASEBESİ YAPMALIYIZ

    Öncelikle ciddî bir nefis muhasebesi yapmalıyız. Günümüzde özeleştiri dedikleri nefis muhasebesi aslında insanın bulunduğu noktayı belirlemesi açısından çok önemlidir. “Ben nereden geldim? Bu dünyaya gönderiliş amacım ne? Şimdi ne yapıyorum? Nereye gidiyorum?” sorularını kendimize sorarak tefekkür iklimine açılmalı, hayatımızın artı ve eksilerini çıkarıp bir bilanço hazırlayarak durumumuz hakkında bir değerlendirme yapmalıyız. Bu şekilde, yapmış olduğumuz hataları ve günahları daha iyi görme fırsatını yakalamış olacağız.

    TÖVBE ETMELİYİZ

    İkinci olarak da bu günahlara karşı içten gelerek tövbe etmeliyiz. Zira içten gelen pişmanlık ve hâlis niyetle yapılan tövbeler insanı günahlarından arındırır. Daha sonra bu duygu, gönül dünyamızda bir ışık yakacak ve bizi kulluk ve vazife aşkıyla hayırlı ve faydalı işler yapmamıza vesile olacaktır.

    ORUÇ TUTABİLİRİZ

    Bu günlerde Allah Resulü’nün diğer günlere nazaran daha çok oruç tuttuğunu ve devamlı hayır yapma peşinde olduğunu görüyoruz. Biz de tutabildiğimiz kadar oruç tutmalı -aynı zamanda bu Ramazan’a hazırlık da olur- ve elimizdeki imkanlar nispetinde muhtaç olan insanlara maddi yardımlarda bulunarak onları sevindirmeliyiz.

    BOL BOL KUR’AN OKUYABİLİRİZ

    Bu mübarek günlerde mealiyle birlikte anlayarak bir Kur’an okuma seferberliği başlatabiliriz. Akşamları fazla değil on veya yirmi dakikamızı bu işe ayıralım. Her gün namazlarda okuduğumuz surelerden başlayarak Kur’an’ın mealini okuyup öğrenerek tefekkür edebiliriz. Bu vesileyle evimizde ayrı bir bereket olacak ve Kur’an’ın nuruyla içimiz aydınlanacaktır.

    CAMİLERE GİDEBİLİRİZ

    Herhangi bir vakit namazı kılmak için büyük bir camiye gidebiliriz. Bu, kulluk şuurumuzu coşturacaktır. Bu şekilde Allah’a kul olmanın engin hazzını iliklerimize kadar hissetmiş olacağız. Bunun dışında yakınlarımızı ziyaret için özel zamanlar programlayabiliriz. Yüce Rabb’imizin Kur’an-ı Kerim’de akraba ziyaretlerine yaptığı ısrarlı vurgu dikkate alınırsa, bunun karşılığında verilecek sevabın derecesi anlaşılır. Bu ayda fakir fukaraya, başı okşanmaya muhtaç yetimlere, kendisine bakacak kimsesi olmayan dula, yaşlıya sadaka için özel bütçe ayrılmalı. Mübarek geceler bütün ev halkı ile bir bayram neşvesi içerisinde geçirilmeli.

    UÇ AYLAR NEDiR?

    Üç ayların ilki olan Recep, “yüceltilmiş, içine ikramlar konulmuş ay” ve “hazırlanmak” manalarına gelmektedir. Recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi (19.07.2007) Regaib kandilidir. Regaib, “pek çok ihsan” manasına gelen “Ragibe” kelimesinin çoğuludur. Bu gecede Cenab-ı Hakk engin rahmetiyle tecelli edip sonsuz mağfiretiyle muamelede bulunduğu için geceye bu isim verilmiştir.

    Receb ayının 27. gecesi (10.08.2007) ise Miraç Kandili’dir. Miraç, kelime manası itibariyle “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede Peygamberimiz bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin İlahi derinliklerine doğru yükselip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır.

    ŞABAN, HAYIR AYI Üç ayların ikincisi olan Şaban, kelime manası itibariyle “dağılan”, “saçılan” manalarına gelmektedir. Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz, Şaban ayında Ramazan için pek çok hayır dağıldığı için bu aya bu ismin verildiğini ifade etmektedir. Şaban ayı içerisinde Berat kandili vardır (27.08.2007). Berat kelimesi, “borçtan, isnat edilen suçtan, ruha azap veren sıkıntılardan kurtulmak” manalarına gelmektedir. Bu gecede Kur’an-ı Kerim bir bütün halinde dünya semasına indirilmeye başlanmıştır. Bu sebeple bu gece hürmetine pek çok günah bağışlandığı için geceye Berat gecesi denilmiştir.

    RAMAZAN, BEREKET AYI

    Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı (13.09.2007), on bir ayın sultanı ve ayların en faziletlisidir. Zira bu ayda Kur’an indirilmeye başlanmış ve ay boyunca oruç tutmak farz kılınmıştır. Kur’an’ın indirilmeye başlandığı bu ay içinde Kur’an-ı Kerim’deki ifadesiyle bin aydan daha hayırlı olan “Kadir Gecesi” (08.10.207) vardır. Bu gece Allah’ın müminlere bahşettiği çok yüce bir ikramıdır. Ramazan’ın her gecesinin dolu dolu geçirilmesi için bu gecenin zamanı gizlenmiştir. Ancak Kadir gecesinin Ramazan’ın son on günü içinde olduğuna dair güçlü işaretler vardır.

    Recep Ayının Hikmeti

    Ebu Said-i Hudri’den naklen, Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:
    “Allah katında ayların sayısı on iki dir.Yeri ve semayı Allah yarattığından beri bu böyledir.
    Bu aylardan 4 tanesi haram ay olup şunlardır: Allah’ın asam ayı Recep.Bu ay tek başınadır.Kalan üç ay peş peşe olup şunlardır:Zilkade, zilhicce, muarem…
    Recep, Allah’ın ayıdır.
    Şaban, benim ayımdır.
    Ramazan, ümmetimin ayıdır.
    Bir kimse Recep ayı içinde , imanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek bir gün oruç tutarsa, Allah’ın en büyük rızasına hak kazanır.Firdevs cennetinin en üst katına yerleşir.
    Recep ayında iki gün oruç tutana iki kat ecir verilir.Her katın ağırlığı dünya dağlarına benzer.
    Bir kimse recep ayında üç gün oruç tutarsa Allah-ü Taâlâ cehennemle onun arasında bir hendek açar.Bu hendeğin uzunluğu bir senelik yol kadardır.
    Bir kimse Recep ayında dört gün oruç tutarsa: şu hastalıklardan afiyet bulur.Delirmek,cüzzam, abraş…Mesih deccalin fitnesinden dahil kurtulur.
    Bir kimse Recep ayında beş gün oruç tutarsa…Kabir azabından kurtulur.
    Bir kimse Recep ayında altı gün oruç tutarsa…kabirden çıktığı zaman yüzü Bedir halindeki ay aydığından daha nurludur.
    Bir kimse Recep ayında yedi gün oruç tutarsa…hepsi cehennemim kapısı içindir ki.Her gün cehennemin bir kapısı kapanır.
    Bir kimse Recep ayında sekiz gün oruç tutarsa…Cennetin sekiz kapısı vardır. Allah-ü Taâlâ her gün için cennetin bir kapısını ona açar.
    Bir kimse Recep ayında dokuz gün oruç tutarsa…kabirden kalkarken şöyle diyerek kalkar: Eşhedü en lâ ilâhe ill. Ve o kimsenin yüzü:Cennetten başka yana döndürülmez.
    Bir kimse Recep ayında on gün oruç tutarsa… Allah-ü Taâla onun için sırat köprüsünde her gece onun için bir yatak serer.Orada istirahat eder.
    Bir kimse Recep ayında on bir gün oruç tutarsa…kıyamet günü, ondan daha faziletli biri görülmez.Meğer ki onun kadar oruç tutmuş ola…
    Bir kimse Recep ayında on iki gün oruç tutarsa…Allah-ü Taâlâ kıyamet günü,kendisine iki hulle giydirir.O hallerden biri, dünya ve içindekilerden hayırlıdır.
    Bir kimse Recep ayında on üç gün oruç tutarsa…kıyamet günü onun için arşın altında bir sofra kurulur.O sofradan yer.Halbuki insanlar, şiddet içi şiddettedirler.
    Bir kimse Recep ayında on dört gün oruç tutar ise…Allah-ü Taâlâ ona hiçbir gözün görmediği, kulakların duymadığı, bir beşerin kalbine dahi gelmeyen ihsanlar yapar.
    Bir kimse Recep ayında on beş gün oruç tutarsa… Allah-ü Taâlâ onu, emin kimselerin durduğu yerde durdurur.Onun yanından geçen her murakkeb melek ve her mürsel peygamber ona şöyle der:
    à “ Ne mutlu sana, sen emin kimselerdensin…”
    à Başka bir rivayette üstteki kimse için şöyle buyrulmuştur:
    On beş günden fazla oruç tutarsa… Hadisi şerif’e devam edelim:
    Bir kimse Recep ayında on altı gün oruç tutarsa… Rahman Allah’ı ilk ziyaret edenlerden olur ve ona bakar, kelamını da duyar.
    Bir kimse Recep ayında on yedi gün oruç tutarsa… Allah-ü Taâlâ onun için her milde bir dinlenme yeri yaratır; orada dinlenir.
    Bir kimse Recep ayında on sekiz gün oruç tutarsa… İbrahim aleyhisselamın kubbesine yakın olur.
    Bir kimse Recep ayında on dokuz gün oruç tutarsa…Allah-ü Taâlâ onun için cennete bir saray yapar ki: Bu saray İbrahim aleyhisselam ve Adem aleyhisselamın sarayının karşısına düşer.Bu arada kendisi onlara selam verir, onlarda kendisine selam verir.
    Bir kimse Recep ayında yirmi gün oruç tutarsa…semadan bir nidacı kendisine şöyle der:
    à Ey Allah’ın kulu Allah-ü Taâlâ senin geçmişteki günahları bağışladı.Bundan sonrası için yeni ameller işlemeye bak.

    ŞABAN AYI ORUÇLARI VE BERAAT GECESİ

    Recep ve Ramazan ayları arasında kalan bu aydan, insanların gafil olmalarıdır. İnsanlar, haram aylara ve Ramazan’a çok değer vermeleri sebebiyle bu ayın faziletinden gafildirler. İnsanların çoğu Recep ayında oruç tutmanın, Şaban ayında oruç tutmaktan daha faziletli olduğunu düşünüyor. Hâlbuki durum bunun tam tersidir. Konuyla ilgili Hz. Âişe’den (r.anh) rivayet edilen hadis de Şaban ayının, Recep ayından daha faziletli olduğunu ortaya koymaktadır. Resul-i Ekrem’e (s.a.v) Recep ayında oruç tutan bir topluluğun durumu sorulması üzerine,

    ‘Onlar Şaban ayında neredeler?’ buyurmuştur. Hadis yukarıda geçmişti.

    *bu ayda hergün yetmiş defa istiğfar eden kimse diğer aylarda yetmişbin defa istiğfar etmiş gibidir
    Her gün yetmiş defa şu zikri söylemek
    “Esteğfirullahe ve es’eluh’ut-tevbe.” Yani, Allah’tan bağışlanma diler ve O’ndan tövbemi kabul etmesini dilerim.

    Resul-i Ekrem’in (s.a.v), ‘Recep ve Ramazan ayları arasında kalan bu aydan (Şaban’dan) insanlar gafil kalıyorlar’ (Ahmed b. Hanbel) sözü, bizlere şunları hatırlatıyor:

    Bu sözler bize şunu anlatıyor: İnsanların gafil oldukları anlarda ibadetle meşgul olmak müstehaptır. Ve bu Allah katında çok sevimli ve değerlidir. Bu nedenle seleften bir grup akşam ve yatsı arasını namazla değerlendirir ve, “Bu vakit, insanların gaflette oldukları vakittir” derlerdi. Aynı şekilde gece yarısı da insanların zikirden gafil oldukları vakittir. Konuyla ilgili Resul-i Ekrem (s.a.v),

    ‘Kulun Rabbine en yakın olduğu vakit, gecenin son bölümüdür. Eğer Allah’ı bu vakitte zikretmeye gücün yetiyorsa bunu yap’ (Ebû Davud) buyurmuştur.

    İşte bu sebepten dolayı, Resûlullah (s.a.v) yatsı namazını gece yarısına ertelemeyi istemişti; fakat insanlara ağır gelmesinden korktuğu için böyle yapmadı. Bir defasında Efendimiz (s.a.v) yatsı namazı için ashabının yanına teşrif ettiklerinde onların geç vakitte namaz için beklediklerini görünce,
    ‘Şu anda sizden başka yeryüzünde bu namazı bekleyen kimse yok’ (Buhârî) buyurmuştur.

    Bu hadis, Allah’ı zikredenlerin bulunmadığı vakitlerde zikretmenin ayrı bir faziletinin bulunduğuna işaret etmektedir. Bu nedenle, sokak, çarşı ve pazarda Allah’ı zikretmenin fazileti ile ilgili pek çok hadis ve haber nakledilmiştir.

    Konuyla ilgili bir hadis de şöyledir:

    ‘Allah şu üç kişiyi sever:
    Birincisi, gece boyunca yol alan bir grup uyumak için başlarını yastığa koyduklarında ve uyku onlara çok tatlı geldiği bir sırada içlerinden kalkıp ibadet eden ve Allah’ın ayetlerini okuyan kişi.
    İkincisi, düşmanla savaşa giden bir toplulukta, arkadaşları hezimete uğradıkları halde, kaçmayıp sabreden ve düşmanla mücadele edip öldürülen kişi.
    Üçüncüsü de bir topluluğun yanına gelip onlardan bir şey isteyen kişiye kimse sadaka vermediğinde, onu tek olarak yakalayarak kendisine gizlice sadaka veren kişi.’ (Tirmizî)

    İşte bu üç kişi Allah’a olan dostluklarından ve sevgilerinden dolayı bunları gizlice yapmışlardır. Allah bunları sever, dostluğuna kabul eder.

    ‘Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce Allah, o günde dünya semasına iner ve imsak vaktine kadar şöyle der: “Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim…’ (İbn Mâce)

    Şöyle denilmiştir: Yeryüzündeki müslümanların iki bayram günü olduğu gibi, göklerdeki meleklerin de iki bayram gecesi vardır. Meleklerin iki bayram gecesinden biri, Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi; diğeri ise Kadir gecesidir.

    Müslümanların iki bayram günü ise; Ramazan ve kurban bayramı günleridir. Bu sebeple Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi meleklerin bayram gecesi olarak isimlendirilmiştir.

    Berat gecesine ‘Kefaret gecesi’ de denilir. Bir hadis-i şerifte, “Kim bayram gecesini ve Şâban ayının on beşinci (Berat) gecesini ibadetle ihya ederse, kalplerin öldüğü günde o kişinin kalbi ölmez” (İbn Mâce) buyrulmuştur.

    Bu gecenin bir adı da “şefaat gecesi”dir. Bunun delili şu hadis-i şeriftir:

    “Resûlullah (s.a.v) Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etmek için dua edip yalvardı; kendisine, ümmetinin üçte birine şefaat etme izni verildi. On dördüncü gecesi yine dua edip yalvardı; bu sefer üçte ikisine şefaat etme yetkisi verildi. On beşinci gecesi bir daha yalvardı, bu sefer de, kaçak develer gibi Allah’tan kaçanlar dışında bütün ümmetine şefaat etme izni verildi.” (Ebû Davud)

    “Allah Teala (c.c) Şaban’ın on beşinci gecesi kullarına nazar eder ve yeryüzünde bulunanlardan şirk koşanlarla haset edenler hariç, bütün müminleri mağfiret eder.” (İbn Mâce)

    Peygamber’imiz (s.a.v.) buyuruyor ki;”Şaban ayı girince,nefsinizi temizleyin ve bu ay boyunca niyetlerinizi iyi ediniz.”

    Söylendiğine göre,yeryüzünde müslümanların iki bayramı varsa,gökte meleklerin de iki bayram gecesi vardır.Meleklerin bayram geceleri,Şaban ayının onbeşinci gecesine rastlayan Berat gecesiyle Kadir gecesidir.Bu yüzden Şaban ayının onbeşinci gecesine “melekler bayramı” adı verilmiştir.

    Sübki,tefsir kitabında buyurdu ki; “Şaban ayının onbeşinci gecesi (berat gecesi) bir yılın günahlarını,Cuma gecesi bir haftanın günahlarını,Kadir gecesi de bütün ömrün günahlarını giderir.”
    Yani bu geceleri ibadet ile geçirmek,günahların giderilmesine sebep olur.Bu yüzden Berat gecesinin bir adıda “keffaret gecesi” dir.

    Peygamberimizin (s.a.v.) “İki bayram gecesi ile Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirenlerin kalpleri,diğer kalplerin öldüğü gün ölmez.” şeklindeki hadisine dayanarak bu gecenin bir başka adıda “hayat gecesi” dir.

    Ayrıca Peygamberimizin (s.a.v.) Şaban’ın 13. gecesi yaptığı dua üzerine Ulu Allah’ın kendisine ümmetinin üçte biri üzerinde şefaat yetkisi verdiğini,14. gecesi yaptığı dua üzerine ümmetinin üçte ikisi üzerinde şefaat yetkisi verdiğini ve 15. gecesi dua etmesi üzerine,ısrarla Allah’ın emrinden kaçanlar dışında kalan bütün ümmeti üzerine şefaat yetkisi verildiğini bildiren bir rivayete dayanarak,Şaban’ın 15. gecesine “şefaat gecesi” adı verilmiştir.
    “Ulu Allah Şaban ayının 15. gecesi kullara nazar eder ve Allah’a ortak koşanlar ile bozguncular dışında kalan bütün herkesi affeder.” şeklindeki bir hadise göre bu gece “mağfiret gecesi” adını almıştır.

    Peygamberimiz (s.a.v.);”Şaban ayının 15. gecesi Azrail’e (a.s.) bir sonraki Şaban ayına kadar ölecek olanların isimleri bildirilir.İnsan bir yandan ağaç diker,evlenir ve evler yaparken,öbür yandan adı ölecekler arasına geçmiştir.Azrail (a.s.) kendisine son emir verilerek onun canını almayı beklemektedir.” şeklindeki bir hadise dayanarak bu geceye verilen bir isim de “kısmet ve takdir gecesi” dir.

    ŞABAN
    AYINDA ORUÇ

    Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]

    “Şaban benim ayımdır; kim benim ayımdan bir gün oruç tutarsa Cennet ona farz olur.”

    (Şaban da üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]

    Enes R.A.’dan rivayet olunan bir hadis-i şerifte, Şaban-ı şerifin bereket ve hayırlarından şöyle bahsedilir: “Şaban-ı Şerifte bir gün oruç tutan kimseye Cenab-ı Hak, Cehennem ateşini haram kılar. Cennetlerde Yusuf A.S.’ın arkadaşı olur. Cenab-ı Hak kendisine, Eyyüb ve Davud Aleyhimesselamın sevaplarını verir.

    Ravi; “Ey Resulullah’ın (s.a.a) oğlu Şa’bandan birgün oruç tutan’ın sevabı nedir diye sorunca; Cennettir, vi” buyurdu.
    Ravi tekrar; şaban ayında yapılan en faziletli amel nedir? diye sordu. İmam (a.s) şöyle buyurdu: Sadaka ve mağfiret dilemektir. Kim şaban ayında bir sadaka verirse Allah-u Teala onu siz deve yavrusunu büyüttüğünüz gibi büyütür ve bilahere kıyamet gününde Uhut dağı kadar büyümüş bir halde sahibine verilir.****

    Şabanın her perşembe günü gökler süslenir ve melekler şöyle dua ederler; “Ey Mabudumuz, bu günü oruç tutanı bağışla ve duasını kabul et.” Yine Nebevi bir hadiste şöyle geçer; Şa’ban’ın Pazartesi ve Perşembe günlerini oruç tutan kimsenin, Allah, yirmi dünyevi ve yirmi Uhrevi hacetini yerine getirir.”

    Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “Şaban, Recep ve Ramazan arasında bir aydır. İnsanlar ise ondan gafildir. Halbuki Şabanda, kulların amelleri Rabbül aleminin dergahına yükseltilir. Şabanda, ben oruçlu olduğum halde amelimin yükselmesini arzu ediyorum.”
    ******
    ŞABAN AYINDA SALAVAT GETİRMEK

    Allahümme salli ala Muhammed
    Anlamı:ALLAH ‘ım C.C Muhammed a.s rahmet et

    Sallu aleyhi ve sellem
    Anlamı:ALLAHU TEALA O ‘na salatu selam etsin

    Aleyhisselatu ves selam
    Anlamı:ALLAH ‘ın C.C salatu selamı O ‘nun üzerine olsun

    Bu ayda Muhammed (s.a.v) ve Ehlibeyti’ne (a.s) çokca salavat getirmek

    Peygamber efendimize salavat-ı şerife getirmenin fazileti çoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Cebrail aleyhisselam “Sana kim salavat okursa, 70 bin melek ona salât okur. Meleklerin salât okuduğu kimse Cennet ehli arasına girer” dedi. İşi güçleşen, salavat okumayı çoğaltsın! Çünkü salavat, bütün sıkıntıları giderir, rızıkları artırır, işlerin hayırla bitmesini sağlar. Salavat, Siratta nur, salavat okuyan da nur ehli olur. Nur ehli olan da Cehennem ehli olmaz.”

    Receb-i şerif, Allah’ın; Şaban-ı Şerif benim, Ramazan-ı Şerif de ümmetimin ayıdır.” buyrulduğu üzere, Şaban-ı Şerif Rasülüllah Efendimize mahsus bir aydır. Bu itibarla bu ayda çokça salavat-ı şerife okumaya devam etmelidir.
    “Allah ve melekleri, peygamberine salat ederler. Ey iman edenler, siz de onun üzerine salat ve selam okuyunuz.” emri celili sebebiyle, Peygamber Efendimize ömürde bir defa olsun salavat getirmek farzdır.

    Bir mecliste ismi şerifleri zikredildiği zaman, salavat-ı şerife getirmek vaciptir. O mecliste ism-i şeriflerinin zikri tekrarlanırsa, diğerleri için salavat getirmek ise adaptandır.
    Salavat-ı şerifenin manası, Peygamber Efendimizin zikrinin yüce, getirdiği dininin baki olması için dua etmektir.

    Bir mecliste Peygamber Efendimizin ism-i şerifi zikredildiği halde, salavat-ı şerife getirmeyen kişi, mürüvvetten mahrum olan kimsedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyururlar: “Bir kimse benim ismimin zikrolunduğu mecliste bulunup da, üzerime salavat getirmezse cehenneme dahil olur.”
    Salavat-ı şerifeye devam etmekte çok büyük faideler vardır. Hadis-i şerifte: “Kıyamet gününde İnsanların en faziletlisi benim üzerime en çok salat okuyanıdır.” buyrulmuştur.
    Peygamber Efendimiz başka bir h.şeriflerinde:Kim bana bir defa salatü selam getirirse,Allahü tealada ona on misli merhamet eder.buyurmaktadır
    Salavatı şerife hem duadır ve hemde yapılan duaların kabuluna vesiledir.Bir mümin dua ederde başında ve sonunda salavatı şerife okumazsa duası makamı icabete ulaşmaz. Yapılacak duaların ruhu ihlas kanatları salavatı şerifedir.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Kim bana günde yüz defa salat ederse Allah onun yetmişi ahiretine,otuzu dünyasına ait olmak üzere yüz hacetini bitirir”buyurmaktadır

    BERAT GECESİ

    Ebu Hüreyre Radıyu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
    —“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
    —“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
    —“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
    —“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.

    Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
    Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: “Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
    İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Bu gece secde edenlere ne mutlu”.
    Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece dua edenlere ne mutlu.” Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -”Bu gece, Allah’ı zikredenlere ne mutlu”.
    Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.”
    Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Müslümanlara ne mutlu.” Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
    Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: “Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
    Şöyle dedi: “Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.”
    - Hz. Ayşe Radıyu Anha anlatıyor: “Resulullah Sallu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: “Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa’ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.”

    Yıllık Kader Programı

    İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
    Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.

    Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
    Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
    Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir ki bu büyük bir melektir.
    Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.

    Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1

    Berat Kandilinin “bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde” olması bu manalara dayanmaktadır.2

    Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:

    Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

    Berat Gecesinin Özellikleri

    Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü’min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: “Mübarek Gece”, “Berae Gecesi”, “Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü’min kullarına beraet yazar)”, “Rahmet Gecesi.”

    “Berat, beraet” kelimesi “el-berâe” kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
    “Berâet” iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü’minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.

    Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3

    Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
    1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
    2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
    3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
    4. Allah’ın af ve bağışlamasının coşması.
    5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.

    Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban’ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah’tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka…

    Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4

    Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
    “Şâban’ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

    “İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. “Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
    “Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
    “Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.”

    Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

    Bu Gece Af Dışı Kalanlar

    Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:
    “Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban’ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.” “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”
    “Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.”

    Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi.

    Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
    “Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”9

    İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.

    Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir. “Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”

    Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

    Berat Gecesi ibadeti
    Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur’ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

    Berat Gecesi Duası
    Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
    “Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”
    Berat Duası
    Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
    “Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.”

    Ramazan ayının hususiyet ve faziletleri nelerdir?

    * Ramazan ayı “ayların efendisi”dir

    “Ayların efendisi Ramazan ayıdır. Hürmet bakımından en büyükleri ise Zilhicce’dir” Beyhaki

    * Ramazan ayı “ümmetin ayı”dır

    “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır” Ebu’l-Feth bin el-Favaris
    Recep ayı “Allah’ın ayı” olduğu gibi Ramazan ayı için de “Allah’ın ayı” denilmiştir.

    * Ramazan ayı “Kur’an ayı”dır

    “(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki; insanlara doğru yolu göstermek ve hidayet ile Furkan’dan (Hak ile batılı ayıran hükümlerden) apaçık deliller olmak üzere Kur’an onda indirilmiştir.”(Bakara, 185)
    Diğer semavî kitaplar da Ramazan ayında indirilmiştir.

    * Ramazan ayının “başında rahmet, ortasında af, sonunda cehennemden azad vardır”

    “Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem ateşinden kurtuluştur” İbn-i Ebi’d-Dünya

    * Ramazan ayında “günahlar affedilir”

    “Beş vakit namaz (birbirine), bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir Ramazan ayı diğer Ramazan ayına hep kefarettir. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirir.” (Müslim, Tirmizi)
    “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan ayının gecelerini ibadetle ihya ederse geçmiş günahları affolunur.” (Buhari)
    “Ramazanın ilk gecesi olunca, göğün kapıları açılır, Ramazan’ın son gecesi oluncaya kadar hiçbir kapısı kapanmaz. Ramazan ayı içerisinde bir gecede, herhangi bir kul namaz kılarsa, şüphesiz ki, Allah onun her secdesine binbeşyüz sevap yazar ve onun için cennette kırmızı yakuttan bir köşk yapar. Bu köşkün altmış bin kapısı vardır. Her kapısında kırmızı yakutla süslenmiş altından bir köşk vardır. Ramazanın ilk orucunu tutunca o güne kadar olan geçmiş günahları bağışlanır ve her gün sabah namazından akşama kadar yetmiş bin melek ona istiğfar ederler. Ramazan ayı içerisinde gece veya gündüz yapmış olduğu her secde için ona, gölgesinde atlı bir yolcunun beşyüz sene gidebileceği büyüklükte bir ağaç verilir.” (Beyhakî)
    “Şüphesiz ki, Ramazan ayı ümmetimin ayıdır. İçlerinden hastalananlar olur, onu ziyaret ederler. Bir Müslüman yalan söylemeden ve gıybet yapmadan oruç tutar, iftarını helal rızıkla yapar, farzları gözetip karanlıkta yatsı ve sabah namazına (camilere) giderse yılanın derisini değiştirip çıktığı gibi günahlardan kurtulup çıkar.” (İbn Hıbban)

    * Ramazan ayında “cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır”

    Ramazan’ın ilk gecesi olunca şeytanlar ve cinlerin isyan edenleri kösteklenir. Cehennemin kapıları kapatılır. Hiçbir kapısı açık bırakılmaz. Cennetin kapıları açılır ve hiç biri kapalı bırakılmaz. Biri şöyle seslenir:
    - Ey hayır peşinde koşan! Hayrı çoğalt. Ey şer peşinde koşan! Kötülüğü terk et. Allah(cc), cehennemlikleri cehennemden azat eder. (Buhari, Müslim)
    “Ramazan ayının ilk gecesi olunca, göğün kapıları açılır, Ramazanın son gecesi oluncaya kadar hiçbir kapısı kapanmaz. Ramazan ayı içerisinde bir gecede, her hangi bir kul namaz kılarsa, şüphesiz ki, Allah (cc) onun her secdesine bin beş yüz sevap yazar ve onun için cennette kırmızı yakuttan bir köşk yapar. Bu köşkün altmış bin kapısı vardır. Her kapısında kırmızı yakutla süslenmiş altından bir köşk vardır. Ramazanın ilk orucunu tutunca o güne kadar olan geçmiş günahları bağışlanır ve her gün sabah namazından akşama kadar yetmiş bin melek ona istiğfar ederler. Ramazan ayı içerisinde gece veya gündüz yapmış olduğu her secde için ona, gölgesinde atlı bir yolcunun beş yüz sene gidebileceği büyüklükte bir ağaç verilir.” (Beyhaki)
    “Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah (cc) yarattıklarına rahmet nazarıyla bakar. Hangi kula Allah (cc) rahmet nazarıyla bakarsa, ona ebedi olarak azap etmez. Ramazan ayının her gününde cehenneme gitmeyi hak eden bir milyon kişiyi Allah (cc) cehennemden kurtarır. Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olunca bir ayda cehennemden kurtardığı kadarını daha kurtarır. Bayram gecesi olunca melekler dalgalanır ve Cebbar olan Allah (cc) hiçbir kimsenin vasfedemeyeceği şekilde nuru ile tecelli eder ve ertesi gün bayram yapacak olan meleklere şöyle seslenir:
    -Ey melekler topluluğu! İşini tam yapan işçinin ücreti nedir? Melekler:
    - Ücreti tam verilir, derler. Bunun üzerine Allah (cc) :
    - Sizi şahit tutuyorum ki, onların hepsini bağışladım.” (Esbehani)
    “Allah(cc) Ramazan’ın her gün ve gecesinde cehennemi hak eden bir takım kimseleri bağışlar. Bir de Ramazan’ın her gün ve gecesinde her Müslümanın kabul olacak bir duası vardır” (Bezzar)
    “Ramazan ayında Allah’ı (cc) zikreden bağışlanır ve Allah’dan (cc) isteyenin isteği geri çevrilmez” (Taberani)

    * Ramazan ayında “Cennet Ramazan ayına mahsus bir şekilde süslendirilir”

    Ebu Mesud el’gıfari (ra) der ki: Ramazan ayının başladığı bir günde Rasulullah’ın (asm)
    Şöyle buyurduğunu işittim:
    “İnsanlar Ramazan ayının ne olduğunu bilseydi, ümmetim bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederdi”
    Huzaaa kabilesinden bir adam: “Ya Rasul! Bize anlat” dedi. Rasulullah (asm):
    “Cennet bir sene boyunca Ramazan için süslenir. Ramazan’ın ilk günü olunca, arşın altından bir rüzgâr eser, Cennetin ağaçlarının yaprağı sallanır. Cenneteki huriler buna bakıp: ‘Ey Rabbimiz! Bize bu ayda kullarından bizi görmekten mutluluk duyacak ve bizim de kendilerini görmekten mutluluk duyacağımız kocalar ver’ derler. Rasulullah (asm) buyurmuştur ki: “Ramazan’da bir gün oruç tutan her kula, inciden yapılmış çadırlar içerisinde huriden bir eş verilecektir. Nitekim Allah u Teala ‘Çadırlar içinde ceylan gözlü huriler vardır’(Rahman, 72) buyurmuştur” (Beyhaki)

    * Ramazan ayıda hususen her gecesinde “dualar kabul olunur”

    “Ramazanda Allah’ı zikreden bağışlanır ve Allahtan isteyenin isteği geri çevrilmez.”
    (Taberani, Beyhaki, İsbehani)
    “Aziz Celil Allah, Ramazan ayının her gecesinde üç kere şöyle buyurur:
    “Hiçbir dilekte bulunan yok mu ki, onun dilediğini vereyim? Hiç tevbe eden yok mu ki, onun tevbesini kabul edeyim? Hiç günahının bağışlanmasını isteyen yok mu ki; onu bağışlayayım? Yokluk bilmeyen zenginden, zulmetmeyen vefalıdan kim borç etmek ister?”
    Daha sonra şöyle devam etti:
    “Aziz Celil Allah, Ramazan ayı günlerinin her iftar saatinde, bir milyon kişiyi cehennemden azad eder ki; bunların hemen hepsi de azabı hak etmiştir…” (Beyhaki)

    * Ramazan ayında “Hz. Muhammed’in (asm) ümmetine ilahi beş hediye verilmiştir”

    Ümmetime Ramazan ayında beş şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki hiçbir peygambere verilmemiştir:
    1. Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah (cc) ümmetime rahmet bakışıyla bakar. Allah (cc) her kime (rahmet bakışıyla) bakarsa, ona ebedi olarak azap etmez.
    2. Akşamladıklarında ağızlarının kokusu Allah (cc) katında misk kokusundan daha güzeldir.
    3. Melekler her gün ve her gece onlara istiğfar ederler, bağışlanmalarını dilerler.
    4. Allah (cc) cennetine emredip “Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı.” buyurur.
    5. Gecenin sonu olunca, Allah(cc) hepsini bağışlar.
    Orada bulunanlardan biri:
    -O gece Kadir gecesi midir? deyince:
    -Hayır, çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak ödenir. buyurdu. (Beyhaki)

    * Ramazan ayı aylar arasında vücut içinde “kalp” gibidir.

    * Ramazan ayı insanlar arasında “peygamberler” gibidir.

    * Ramazan ayı beldeler arasında “Harem-i Şerif” gibidir

    * Ramazan ayı, oruç tutanlara “şefaatçi”dir.

    * Ramazan ayında “kalp, iman ve marifet nuru ile nurlanır”
    *