• Hakkında.
  • çevre kirliliğinde sesin etkileri


    SES (GÜRÜLTÜ) KİRLİLİĞİ

    Bilimsel yönden “düzensiz ses” olarak nitelendirilen gürültü, hoşa gitmeyen, rahatsız edici duygular uyandıran bir akustik olgu veya beğenilmeyen, istenmeyen sesler topluluğu olarak tanımlanır.

    Gürültü, tüm dünyada özellikle büyük kentlerde hızla kentleşmenin, endüstrileşmenin, ulaşımın artan nüfusun vb. etkenlerin yarattığı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin ülkemizdeki büyük kentlerde son yıllarda artan kara trafiğinin gürültünün ne denli etkili olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bunu gibi açık pazarlar, eğlence yerleri, çocuk parkı ve bahçeleri, endüstri kuruluşları, yapı ve yol yapım ve onarımları, hava ve deniz trafiği gibi gürültü kaynakları düşünüldüğünde, bunun da gerçekten önemli bir çevre kirliliği yarattığı söylenebilir.

    Gürültü düzeyleri “desibel” (dB) birimi ile değerlendirilir. Ses 35 – 40 desibele ulaştığında gürültü olarak değerlendirilmektedir. 100 dB’nin üzerindeki gürültüler çok şiddetli gürültüler olarak tanımlanır. Sokak gürültüleri 60 – 90 dB arasında, bazı zamanlar bunların dışında değerler gösterilebilir. Büro gürültüleri, ortalama 35 – 65 dB, eğer çok gürültülü çalışan makineler varsa 80 – 85 dB olabilir. Evlerde 40 – 50 dB fon gürültüsü düşünülebilir. Büyük kentlerde kent içi gürültüsü 103 dB’ e ulaşırken motosiklet gürültüsü 110 dB, hava kompres-yonu ile çalışan delici tabancalar 120 dB civarında gürültüye neden olurlar.

    Ses kirliliği kaynaklarının başında trafik sorunu gelir. Taşıtlardan çıkan fren sesleri, motor ve egzoz sesleri trafik gürültüsünün başında gelir. Trafiğin yoğun olduğu büyük şehirlerimizde karayolundan geçen taşıtların sayısı gün geçtikçe artar. Büyük şehirlerimiz bu yoğun karayolu gürültüsünden gittikçe daha fazla etkilenir.

    Demir yollarının yük taşımacılığında önemli yeri vardır. Ancak demir yollarının gürültüsü insanlarda rahatsızlık uyandırır. Ayrıca büyük şehirlerdeki uçaklarda ses kirliliğine neden olur.

    Endüstrinin yoğun olduğu bölgelerde endüstri gürültüleri bu işlerle uğraşan kişileri doğrudan etkiler. Hatta tedavisi olmayan rahatsızlıklara neden olabilir. Çevremizde, bağıran satıcılardan arabalarının kornalarını istedikleri zaman çalan insanlara kadar birçok sorumsuz kişi bulunur. Ayrıca sorumsuzca açılan radyo ve teyp sesleri de ses kirliliğine neden olur.

    Ses kirliliğinin etkileri

    Gürültünün de insan sağlığını en az hava ve su kirlenmesi kadar etkilediği saptanmıştır. Nabız ve soluma hızlarını arttırarak insanların fizyolojik durumunda değişikliklere yol açabildiği gibi, geçici ya da kalıcı işitme bozuklukları da yaratabilir. Gürültüden kaynaklanan işitme bozukluğu milyonlarca sanayi işçisini ve bazı askeri personeli tehdit etmektedir. Ayrıca gürültünün kalp krizine ve yüksek tansiyon, ülser gibi kronik rahatsızlıklara neden olduğu yolunda tıbbi bulgular vardır. Bununla beraber kulak çınlaması – sağırlık, kalp ritminin artması, kaslarda yorgunluk, iş ritminin artması, iş veriminde düşüş, salgı düzeni ve sindirim sisteminde bozukluk, dikkat dağılımı, uyku düzeninde aksaklıklar gibi durumlarda insana zarar verebilir.
    İnsan kulağı 165 dB şiddetindeki bir sese 0,003 saniye; 145 dB şiddetindeki bir sese ise 0,3 saniye süre ile kalıcı bir etki olmadan dayanabilmektedir. Bu şiddetteki seslerin uzun sürmesi için kulak zarı yırtılmaları, özengi kemiği çıkıkları, orta kulakta kanama, iç kulakta önemli arızalar ortaya çıkar. Sesin sürekli olması, kesikli olmasından daha tahrip edicidir.

    Günlük 8 saat çalışan kişinin bu süre içinde sürekli olarak çalışabileceği gürültü şiddeti 93 dB olursa günlük çalışma 4 saat, 96 olursa bu süre en fazla 2 saat olmalıdır. ses kirliliğinin insanlar üzerinde iki şekilde etkisi vardır:

    • Fizyolojik etkiler: Ses kirliliği geçici ya da sürekli işitme kaybına, yüksek tansiyona, solunum ve dolaşım bozukluğuna yol açar.

    • Psikolojik etkiler: Zihinsel etkinliğin azalmasına, strese,uyku düzeninin bozulmasına, sinirliliğe, dikkatin dağılmasına, iş veriminin düşmesine neden olur.

    Ses kirliliğinin önlenmesi için ;

    • Toplu taşıma sistemine geçilmeli, metrolarla yapılan yer altındaki trafiğe önem verilmeli, bisiklet kullanımı yaygınlaştırılmalı,

    • Taşıtlara susturucu takılmalı, gerekli kontrolleri zamanında yapılmalı,

    • Sanayi tesisleri şehir dışına kurulmalı, gürültü ölçümleri yapılmalı, gürültülü yerlerde çalışan kişiler kulaklarına kulaklık takmalı,

    • Evlerde çift camlı pencereler kullanılmalı,

    • Seyyar satıcıların bağırarak mal satmaları yasaklanmalı,

    • Evlerde başkasını rahatsız edecek şekilde gürültü edilmemeli,

    • Ses kirliliği konusunda kişi ve kuruluşlar bilinçlendirilmelidir

    Gürültü

    Ses insanlığın ilk yıllarından beri bir iletişim aracıdır. Bireylerin ve toplumların birbiri ile olduğu kadar, doğa ile de iletişimlerini sağlamaktadır. Esasen, temel beş duyudan biri olan işitme duyusunun sonucu olarak birey, diğer bireylerin yanısıra doğanın iletilerini de sağlamaktadır. Bu nedenle, insanlığın karşılaştığı ilk sesler, ileti taşıyan doğal seslerdir. Bunlar doğa sesleri (yağmur, gök gürültüsü, su sesi, hayvan sesi vb.) olduğu gibi bireysel veya toplumsal iletiler taşıyan insan üretimi sesler de (söz, şarkı vs.)olabilmektedir.

    İnsan kulağı, doğal gelişimi sonucu bu doğal verileri algılayıp, değerlendirebilecek şekilde oluşmuştur. Bu işlemi yerine getirirken gösterdiği duyarlılık ve esneklik insanı şaşırtacak düzeydedir.

    Kısaca “istenmeyen ses” olarak tanımlanan gürültü özellikle teknolojik gelişme, hızlı ve sağlıksız kentleşme , yüksek yapı blokları sonucu önemli boyutlara ulaşmıştır.

    Gürültü havada bulunan partiküllerin ses dalgalarının etkisiyle sıkışıp genişlemesine bağlı olarak ortaya çıkan bir etkidir. Bu durum hava basıncı değerinin frekans ve şiddet farklılıkları yaratabilecek biçimde düşmesine yol açmaktadır.

    Sesin iki temel özelliği; frekans ve şiddettir. Frekans saniyedeki titreşim sayısı olup birimi Hertz (Hz)’dir. İnsanlar genellikle 500-2000 Hz arasında konuşmaktadır. İnsan kulağı 20-20000 Hz arasındaki sesleri duymaktadır. Bu sınırın dışındaki sesler duyulmayabilir, ancak zararlı etkileri sürer. Bu seslerin düşük olanlarına infra ses, yüksek olanlarına ise ultra ses denmektedir. Kişide bulantı, huzursuzluk ve baş ağrısı yapabilmektedir. İnfra sesler genellikle teknolojiye bağlı olarak ortaya çıkan seslerdir ve en sinsi toplumsal etkiler infra sesler için sözkonusudur. Uçak ve diğer taşıt araçlarında meydana gelmektedir ve ağır vasıtaların kent sokaklarından geçişi sırasında binalardaki kişilere kolayca ulaşabilmektedir.

    Sesin şiddeti ise; kulak kepçesine ulaşan sesin şiddetini tanımlar ve desibel (dB) olarak ölçülür. Debisel çizelgesinde 0 değeri sağlıklı insan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesini tanımlamaktadır .

    Kulak 0-140 dB arasında sesleri algılamaktadır. 120 dB değerinde kulakta rahatsızlık 140 dB değerinde ise ağrı, kulak zarı yırtılması gibi etkiler ortaya çıkabilmektedir. Bu kulakta kalıcı zararların ortaya çıkması anlamına gelmektedir.

    Gürültü Kaynakları

    Endüstriyel uygulamalar, inşaat, büro çalışması, ev yaşamı ve rekreasyonel etkinlikler gürültü kaynağı olabilir. Endüstri ve teknoloji kaynaklı sesler giderek artış göstermektedir. Gürültünün tiz ve saf olduğu oranda, daha büyük zarar verdiği kabul edilmektedir.
    Bazı ses ölçümleri dB(A) olarak ölçülmektedir. Bu değer kulağın frekans sensitivitesini esas almaktadır. dB(A) değişik frekans değerlerinin ağırlıklı olarak ölçümünü sağlamaktadır.

    Gürültü Kontrolü

    Sanayileşme ve teknolojik ilerlemeler beraberlerinde çeşitli sorunları da getirmektedir. Bu sorunların içinde giderek daha fazla önem kazanan gürültü, günümüzde mücadele edilmesi zorunlu bir duruma ulaşmıştır. Gürültü; insanların işgücü verimliliğini, fikir işçilerinden %60, beden işçilerinden %30 azaltmaktadır. Böyle ortamlarda çalışan insanların dikkatlerinin dağılması ve alması sonucunda iş kazalarında önemli artışlar olmaktadır. Sürekli gürültülü bir yerde kalma veya çalışma durumunda kalıcı işitme bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Böyle gürültülü yerlerde çalışan insanlarda, gürültünün şiddetine ve sürekliliğine bağlı olarak kulak çınlamaları, sağırlıklar, tansiyon yükselmeleri, yorgunluk, iş ve zihinsel etkinliğin azalması, uykusuzluklar, sosyal bozukluk ve bezginlikler görülmektedir.

    Devamlı ve yüksek şiddetteki gürültünün sadece işitme ile ilgili bozukluklara neden olmakla kalmayıp, dinleme ve anlama güçlüğü, dikkat dağınıklığı, iş verimi ve konsantrasyonun azalması, uyku düzensizliği, sinirlilik, baş dönmesi gibi birçok olumsuz etkiye neden olduğu da bilimsel olarak açıklanmıştır. Bu etkileri aşağıdaki şekilde sınırlayabiliriz.

    İşitme üzerine etkisi
    Geçici eşik kayması
    Kalıcı eşik kayması
    Endokrin ve metabolik fonksiyonlar üzerine etkiler,
    Hastalıklara karşı rezistans,
    Üreme üzerine etkileri
    5)Nörolojik etkiler
    6)Biyokimyasal ve farmakolojik özelliklere etkiler
    7) Uyku üzerine etkiler
    8) Stres üzerine etkileri

    Ses emici ve titreşimi azaltıcı bazı önlemlerle gürültünün azaltılmasına çalışılır. İşyerlerinde kişisel koruyucularla yapılan gürültü önleyici çabaların yanısıra, gürültünün kaynakta azaltılmasına yönelik önlemler de alınması gerekmektedir. Toplumsal gürültünün azaltılmasında ise aynı esaslar geçerlidir. Ancak kişisel koruyuculardan çok gürültünün kaynağında azaltılmasını ya da oluşan gürültünün konutlara ve işyerlerine ulaşmasını engelleyecek önlemler gerekmektedir.

    Gürültü kontrolü 3 aşamada yapılabilir.

    Kaynakta kontrol; Genel olarak gürültü kontrolü kaynağın,
    Yapısal tasarım ve yapım,
    İşletilme ve çalıştırılma (işleme tekniği, işleme zamanı ve süreler olarak)
    Bakım ve onarım aşamalarında gerçekleştirilebilir.

    Alıcıda kontrol ; dış kulak yoluna konulan poliüretan tıkaçlar düşük frekanslarda 25 dB(A), yüksek frekanslarda 40 dB(A) kadar seslerin şiddetinin azalmasını sağlamaktır. Kişisel korunmada en etkili yöntem kulaklıklardır. Düşük frekanslarda 30 dB(A), yüksek frekanslarda ise 50DB(A) azalma sağlanmaktadır.

    Çevrede kontrol: Özellikle trafik gürültüsünün önlenebilmesi için alınan önlemler:

    Yapı eleman planlaması

    Bina planlaması
    Şehir planlaması
    -Yerleşim yerlerinin seçilmesi
    -Yollarda ve yol kenarlarında alınan önlemler
    -Bina grubu (komşuluk ünitelerinin) planlaması

    Binaların yola uzaklığı ve yola göre yüksekliği gürültüden etkilenmesini değiştirebilmektedir. Binaların duvar özellikleri, çift cam gibi gibi teknik özellikler gürültüyü en az 30 dB(A) azaltmaktadır.

    Yol ile bina arasında yaprak dökmeyen en az 30 metre genişliğinde bir ağaçlık alan bulunması, trafik gürültüsünün evlere ulaşmaması açısından çok yararlı önlem oluşturmaktadır. Ayrıca, termik santral baca gazı filtre artığı ile gübre fabrikalarının yan çıktısı kireç taşı ve cipsten imal edilebilen panellerin yol kenarlarında kullanılması ile “ses bariyeri” uygulaması yapılabilir.

    Yol kenarlarına konulan perdeler ve engeller ile gürültü önemli ölçüde azaltılmaktadır.

    Gürültü ile birlikte ele alınan bir diğer olumsuz etki ise vibrasyon etkisidir. Genellikle katı ortamda yayılan ve dokunma duyusu ile hissedilen düşük frekanslı ve yüksek genlikli mekanik titreşimlere vibrasyon denmektedir. Sinirsel ve kas iskelet sistemine olumsuz etkileri bulunmaktadır.

    Kentlerde gürültü kirliliği tüm toplum bireylerinin katılımını gerektiren önemli bir sorun haline gelmiştir. Trafik araçlarının kornaları, fren ve motor sesleri günlük önemli bir stres etkenidir.

    Kişilerin huzur ve sükunun beden ve ruh sağlığını gürültü ile bozmayacak bir çevrenin geliştirilmesini sağlamak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 14. Maddesine dayanarak hazırlanan Gürültü ve Kontrol Yönetmeliği 11 Aralık 1986 tarih ve 19308 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

    Yönetmelikte her türlü gürültünün önlenmesine yönelik tedbirler, gürültü sınır değerleri ve yasaklamalar bulunmaktadır. Daha detaylı bilgi için Yönetmelikler bölümüne bakın.

    Gürültünün Önlenmesine İlişkin Genelgeler

    Sıra No Tarih Sayı Konusu
    1 23 Temmuz 1992 06841 Gürültü Kontrolü
    2 19 Ağustos 1992 07514 Gürültü Kontrolü
    3 23 Ekim 1992 09156 Gürültü Kontrolü
    4 18 Temmuz 1995 1995/6 Gürültü Kontrolü
    5 3 Kasım 1995 1995/9 Seçimlerde Çevre Kirliliğinin Önlenmesi
    6 28 Mayıs 1996 1996/13 Gürültü Kontrolü, Denetim ve Cezai Müeyyideler
    7 28 Mayıs 1998 1998/7 Gürültü Kontrolü


    kaynak

    çevre kirliliğinde sesin etkileri