• Hakkında.
  • Şanlıurfa’nın kurtuluş mücadelesi


    Şanlıurfa’nın kurtuluş mücadelesi

    Şanlıurfa’nın Fransız işgalinden kurtuluş yıldönümünde Şanlıurfa’nın çocukları esir edildi. Kutlama törenleri kapsamında Garnizon Komutanlığı’nca kente hakim noktalardan kutlama amaçlı havaya 21 pare top atışı yapılmış.

    Yetmemiş, sadece kutlamalarda aklımıza gelen gaziler, meskun mahalde kutlamak amaçlı havaya ateş açmışlar. Yetmemiş, çocukların eline tabancaları verip, bir kısım DÜŞMAN temsili FRANSIZ çocukları esir alma sahnesini kurgulamışlar.Çocuk bunlar, gerçek silahları gözleri kara bir şekilde arkadaşlarının kafasına dayamışlar. Kafasına silah dayanan çocuklar utanç içinde yere bakıyorlar. Seyirciler de bu GÖZ YAŞARTICI sahne karşısında galeyana gelince, canlandırma sırasında kutlamaların yapıldığı stad bir anda savaş alanına dönmüş. Ve hatta tören bittikten sonra bile gaziler meskun mahalde havaya rastgele ateş etmeye devam ettiklerinden, ‘ateş kes’ anonsu yapılmak zorunda kalınmış. Bitti sanmayalım; silahı tutukluk yapan bir gazi, çocukların yanında namludaki mermiyi çıkartmak için ‘doldur boşalt’ yaparak çocukların ilgisini toplamış. Allahtan içlerinden birinin canını alamamış.

    Çocuklar silahla bir kere daha topluca haşır neşir olmuşlar. Bazı küçük çocuklar ellerine silah alıp, gösterilere katılmış. Akıllı, çağdaş çocuklar silahlardan korkarak kaçmışlar. Stada izinsiz sokulmak istenen av tüfekleri de olmuş, ama bunlara el konulmuş. Tören öncesi belediye önünde toplanan gaziler, meskun mahalde havaya ateş açarak şov yapmışlar.

    O sırada Şanlıurfa’da turistik amaçlı bulunan İtalyan turistler, ömürlerince bir defa rast gelebilecekleri bu sıradışı – bizde sıradan, kutlama etkinliğini kameralarıyla görüntülemişler.

    Sevgili gaziler, çok yıllar önce memleketi işgalcilerden kurtardınız. Sizin gibi emir kulu olan bir başka memleketin askerine kurşun sıkarak kahraman oldunuz. Düşman bile olsa, bir başka cana kurşun sıkmış olmayı belki de rüyalarınızdan hiç silemediniz. Vicdanımızda siz bizim başımızın tacısınız, ancak maalesef hiçbir zaman layık olduğunuz yaşam standardına kavuşturulamadınız. O yıllardan beri de kutlamalarda size şovlar yaptırıldı. Oysa ki, siz tören boyunca başköşede oturup size layık olmaya çalışan barış bakışlı, çağdaş, dinamik gençlerin şovunu seyretseydiniz de, bizler sıraya girip ellerinizden öpseydik. Siz savaştan, barışsızlıktan çok çektiydiniz; keşke silahlarınızı yere vursaydınız da çocuklara iyi örnek olsaydınız. Sonuçta, bizim size saygımız elinizdeki silahtan kaynaklanmıyor.

    Bu kutlamalarda daha ne kadar kötü düşman senaryoları işlenecek? Bu tarih kitaplarındaki “alçak, hain düşman”, “kahraman, şerefli asker” tiplemelerine devam anlamına geliyor. Kitaplarda kalmıyor, çocuklar iyice nefret etsin, iyice bilensin diye her fırsatta statlarda canlandırılıyor. İşin iyisi mi demeli, kötüsü mü demeli ama bu mizansen böyle gelmiş böyle gidiyor, yani bilinçli olarak planlanmıyor. Başka tarz kutlama – işgalden kurtuluşu değil de “barışa kavuşmayı” kutlamak için gaziler şovlarında havaya beyaz güvercin (yoksa beyaz balon) uçursalar daha anlamlı olmaz mı? Daha şık olmaz mı? Daha saygın olmaz mı? Bize barışı hediye eden onlar değil mi? Kutlamalarda havaya ateş açanlara başka bir kelime kullanılıyorken ve bu suçken, gazilerimizi bu çirkinlikten arındırsak. Bu bizim onlara borcumuz değil mi? Onlar ve şehitler, hukuk devleti kurulsun, barış içinde yaşansın diye ne çileler çektiler. Hukuk devletinde silahın işi ne?

    Fransa bir Avrupa Birliği ülkesi değil mi? Biz Avrupa Birliği’ne girmek için çok çaba sarf etmiyor muyuz? Çocuklara Fransızları kötü düşman, işgalci olarak öğretirsek yarın nasıl barış içinde bir Avrupa Birliği ülkesi oluruz? Bunun ne anlamı var?

    Hiçbir anlamı yok ve Avrupa Parlamentosu’nun Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde olan Türkiye’deki gelişmelere dair hazırladığı 2003 raporunda silahların konusu gündeme getirildi. Raporda Türkiye’de aşırı silahlanma ve yaygın silah kullanımı olduğundan esefle bahsediliyor ve 91/477/EEC direktifi çerçevesinde Türk otoritelerin silah kontrolü üzerine tedbir alması hususunda ısrar ediliyor.

    Biz söylüyoruz anlaşılmıyor, mutlak başkalarının söylemesi gerekiyor. Aklın yolu bir. Başkaları da eline fırsat geçince söylüyor tabii, ama o zaman eksikliklerimiz koca koca salonlarda herkesin önünde hep bir ayıp olarak yüzümüze vuruluyor. Arenada rezil oluyoruz.

    Biz eksiklerimiz yüzümüze vurulunca çok utanıyoruz. Yıllardır Türkiye’deki aşırı silahlanmadan, bireysel silahlanmanın saçmalığından, gereksizliğinden bahsedip duruyoruz. Şimdi başkaları söyledi ya makbul olur, rağbet görür ve zor yoldan olsa da silahsızlanma olur. Bu bir başarı ve toplum-içi barış olur. Çok iyi olur.

    Ahh keşke; gazilere silahlı şov yaptırmasak.
    Ahh keşke; devlet sivil toplumun dediklerini ciddiye alsa, Avrupa Birliği dayatmadan gönüllü gönüllü tedbir almış olsa.