• Hakkında.
  • Erdi Bolat röportajı


    http://www.hurriyet.com.tr/_np/0747/6630747.jpg

    Erdi Bolat – Aşk yok kendimi işe verdim
    “Dans Eder misin” yarışmasıyla tanınan Erdi Bolat, şimdi “Milyonda Bir” adlı diziyle evlerimize konuk oluyor. Erdi yarışmanın öncesi, sonrası ve gelecekteki projelerini Trendy okurlarıyla paylaştı.

    – Bize kendinden biraz bahseder misin?

    20 yaşındayım. Aydın doğumluyum. Yaklaşık iki yıldan beri İstanbul’da yaşıyorum. Lise mezunuyum. İstanbul’a ilk geldiğimde “Dans Eder Misin” yarışmasına katılmıştım.

    -Yarışmaya katılmaya nasıl karar vermiştin?

    Biraz kendi isteğim dışında gelişti. Annem ve ablam çok ısrar etti, çok destek oldular. İlk elemelere İzmir’de katılmıştım. Lise yıllarımda da dans sevdam yüzünden derslerimi çok boşlamıştım. Akrobasiyle uğraştım, sokakta amatörce break dans yaptım, o şekilde başladım dansa. Canlı yayında, kamera önünde dans etmek benim için iyi bir deneyim oldu.

    – Yarışmadan sonra neler yaptın?

    Yarışma bitti ve daha ne yapmam konusunda hiçbir fikrim yoktu. Sürekli İstanbul’da akla gelebilecek bir çok ünlü şarkıcıyla, dansçı olarak sahnede performansta bulundum. Daha sonra Uğurkan Erez Ajans’a girdim. Yapmak istediğim şeyin ne olabileceğini gösterdiler. Yarışma bittikten 2 ay sonra çok güzel bir iş yakaladım. Avrupa’nın neredeyse tüm ülkelerini gezdim. Orada dans üzerine defileler ve performanslar düzenledim. Geçen sonbahar kış sezonunda da “Cennet Mahallesi” oyuncularıyla, Türker İnanoğlu’nun projesi olan “Romantika” adlı müzikalde yer aldım. Melek Baykal, Çağla Şikel, Zeki Alasya ve onlar gibi bir çok önemli isim vardı. Ben dansçı kadrosundaydım. Ama onlarla aynı sahnede olmak, yakından izlemek ve seyircinin gözünden o elektriği almak çok güzel bir şey. Burada biraz da oyunculuğu doğru yönelmeye başladım.

    – Yarışmanın sana kattığı artı ve eksileri neler?

    Yarışmanın bana kesinlikle eksisi olmadı. Finale kadar gittim ve 3’üncü oldum. O zamanlar ben daha 18 yaşımı doldurmamıştım ve karşımda benden daha büyükler vardı. Onların daha tecrübeli olduklarını düşünüyordum. Kazanmayı çok isterdim. Ama olmadı. “Hayırlısı” dedim. Bu yarışmanın bana iyi şeyler kattığını düşünüyorum. Yarışmadan sonra tamamen akademik olarak kendimi geliştirdim.

    – Oyunculuğa nasıl başladın?

    Geçen yaz sezonunda “Son Tercih” adlı dizide yer aldım. Orada da Can adlı karakteri canlandırdım. Can; çok çalışkan, uslu, her şeyi artı olan, biraz dar gelirli bir ailenin oğluydu. Böyle bir karakterde, kendi içimde bulduğum o enerjiyi kamera karşısında gösteremedim ve bu beni çok üzdü. Ama bu sezon yer aldığım “Milyonda Bir” dizisinde canlandırdığım Sinan karakteri, biraz daha dingin, yine dar gelirli bir aileden geldiği için kavga edebilen, elleriyle yemek yiyebilen bir karaktere sahip. Ben de biraz bunun üzerine çalıştım. Canlandırdığım karakter Sinan hakkında çok olumlu şeyler duyuyorum. “İnsanlar bu karakteri beğendi” diye düşünüyorum. İlk başlarda görüşmelere gittiğimde yapımcılarımızın benle ilgili biraz şüpheleri vardı. Ne kadar yeterli buldular bilemiyorum ama onayladılar ve başladık. Daha sonra kendime güvendim ve senaryo üzerinde çok fazla çalışmaya başladım. Birçok tiyatrocu arkadaşım bana yol gösterdi. İlk kez çalıştığım, dizide annemi oynayan Itır Esen ile de diyaloğumuz çok güzel. Onların bana anlattıkları tamamen tiyatro üzerine ve duygu üzerineydi. Benim bu anlatılanların yanında bir de dansçı yönüm var. Bu ikisinin birbirini tamamladığını ve insanların bu karakteri gerçekten beğendiğini düşünüyorum

    – Sinan’la Erdi’nin ortak yönleri neler?

    Benim her hareketim ve yaptıklarım ritim içeriyor. Sinan da öyle bir çocuk. Tek ortak yönlerinin o olduğunu düşünüyorum. Sinan’ın kullandığı mimiklerle benim kullandığım mimikler arasında dağlar kadar fark var. Sinan karakterine büründüğümde daha fırlama bir çocuk olması için hareketlerim ve mimiklerimi abartılı kullanıyorum. Ama normalde daha akıllı ve uslu bir çocuk olduğumu düşünüyorum.

    – Dans yarışmasıyla tanındın ama şu an oyunculuk yapıyorsun. Oyunculuğu bir basamak olarak mı görüyorsun?

    Benim yapmak istediğim gösteri dünyasında yer almak. Ama şu anda gerçek bir şov hazırlayacak bir topluluk yok. Amerika’ya gidip sahne sanatları üzerine okumayı planlıyorum. Daha sonra dizi değil de, sinema üzerine yoğunlaşmak istiyorum. Bana göre jön denilen klişeyi aşıp, çok farklı projeler üretilmesi gerekiyor. Ben Türkiye’de çok iyi dans edebilen ve çok iyi oyuncu olabilen birini görmüyorum. 24-25 yaşına geldiğimde sinema filmlerinde yer almak, farkımı göstermek istiyorum. Ama şu an için öncelikli olarak oyunculuk geliyor. Nedeni de paraya ihtiyacım olduğu için ve kendimi daha fazla geliştirip insanlara tanıtmak için.

    – Dans mı yoksa oyunculuk mu ağır basıyor?

    Benim için hayatımın parçası olan dans önce geliyor. Ama daha çok gencim ve hayatımda her şey daha yeni yeni şekilleniyor. Sahne çok güzel, kamera önü çok daha güzel. İkisi arasında çok fark var. Sahnede solo performans sergiliyorum ve yapabileceğim her şeyi göstermem gerekiyor. Ama kamera önünde işin biraz daha ticari yanını görüyorum. Onun için dans ve oyunculuk iç içe olan bir şey. Dans, sahne üzerinde fiziksel olarak nasıl durulacağını, oyunculuk ise duygu olarak neler yapılması gerektiğini gösteriyor diye düşünüyorum. Kişi çok iyi oyuncu olabilir ama bir duruşu yoksa kaybolur. Ya da çok iyi dans edebilir ama içten davranıp duygularını yansıtamaz.

    – Daha önceleri oyunculuk yapacağın hiç aklına gelir miydi?

    Yarışmaya girdiğimde hiç aklımda yoktu. Oradan çıktıktan sonra da aklımda yoktu. Ama “Romantika” bana inanılmaz şeyler kattı. Dans ediyordum ama bir yandan da tıpkı bir çingene gibi o role bürünüyordum. Onun zevkine vardıktan sonra oyunculuk da yapabileceğimi düşündüm.

    – Gelelim aşk hayatına…

    Yaklaşık 1 yıldan beri hayatımda biri yok. Daha çok işine odaklanmış biriyim.

    – Nasıl kızlardan hoşlanırsın?

    Hoşlandığım kişi tamamen hayattan zevk alan, yaşadığı şeylerin farkında olan, her şeyin en iyisini beklemeyen ve mütevazı bir kişiliğe sahip olmalı. Bu piyasada çok fazla kamera önünde, popüler insan var. Bu kişilerin bana göre olduklarını düşünmüyorum. Mesela evimdeyken sabah uyandığımda dans eden birini görmek kesinlikle çok hoşuma gider. Böyle biri bana tamamen pozitif enerji verir.

    – Seni sevenlerden aldığın tepkiler nasıl?

    Hepsi çok mükemmel. Yapacağım işte güç veren, ilham getiren şeyler bunlar. Mesela yolda yürürken insanların beni tanıyıp konuşması beni çok mutlu ediyor. Bunu yürüdüğüm yolda başarıyla ilerlediğimin bir göstergesi olarak düşünüyorum. Beni sevenlere bu röportaj aracılığıyla saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.
    Erdi Bolat röportajı,röportaj,  röportajı,  röportajlar,  röportajları

    kaynak