• Hakkında.
  • atatürkün Kültür ve Eğitime verdiği önem


    atatürkün Kültür ve Eğitime verdiği önem

    Kültür ve Eğitim

    Atatürk’ün kültür politikası eğitim politikasından ayrı mütalaa edilemez. Tespit edilen kültür değerleri eğitimle yeni nesillere ve bütün topluma maledilmektedir. Cumhuriyet rejimi kendisini eski rejimin eğitim müfredatından ve usulünden özenle ayırdetmektedir. Eğitimin milletin seciyesine ve çağa uygun bir millî kültüre dayanması istenmekte ve yeni yetişen nesillerin bu şekilde millî bağımsızlığını koruyacağına inanılmaktadır. Atatürk bu hususta şöyle diyor:

    “Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin tarihî tedenniyâtında en mühim bir âmil olduğu kanaatindeyim. Onun için bir millî terbiye programından bahsederken, eski devrin hurâfâtından ve evsâf-ı fıtriyemizle hiç de münasebeti olmayan fikirlerden, Şarktan ve Garptan gelebilen bilcümle tesirlerden tamamen uzak, seciye-i millîye ve tarihiyemizle mütenâsip bir kültür kasd ediyorum. Çünkü dehâ-i millîmizin inkişâf-ı tammı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Lâalettayin bir ecnebi kültürü şimdiye kadar takip olunan yabancı kültürlerin muharrip neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür (har’aset-i fikriyye) zeminle mütenâsiptir. O zemin, milletin seciyesidir.

    “Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa mevcudiyeti ile, hakkı ile, birliği ile teâruz eden bilumum yabancı anâsırla mücadele lüzumunu ve efkâr-ı millîyeyi kemâl-i istiğrak ile her mukabil fikre karşı şiddetle ve fedakârâne müdafaa zarureti telkin edilmelidir. Yeni neslin bütün kuvâ-i ruhiyesine bu evsâf ve kabiliyetin zerki mühimdir. Daimî ve müthiş bir cidâl şeklinde tebârüz eden hayat-ı akvâmın felsefesi, müstakil ve mesut kalmak isteyen her millet için bu evsâfı kemâl-i şiddetle talep etmektedir.”

    Atatürk bu amaçların gerçekleştirilebilmesi için eğitimin yaygınlaştırılması, özellikle köylülerin okutulmasını istemektedir. Bu şekilde, Cumhuriyet rejiminin toplumsal tabanını genişletmek ve cumhurun katılımını temin edecek asgari bir eğitim seviyesine ulaşmak hedeflenmektedir.

    “Efendiler. Asırlardan beri milletimizi idare eden hükûmetler ta’mîm-i maarif arzusunu izhâr edegelmişlerdir. Ancak bu arzularına vusûl için Şarkı ve Garbı taklitten kurtulamadıklarından netice milletin cehilden kurtulamamasına müncer olmuştur. Bu hazin hakikat karşısında, bizim takibe mecbur olduğumuz maarif siyasetimizin hutût-i esâsiyesi şöyle olmalıdır: Demiştim ki bu memleketin sahib-i aslîsi ve hey’et-i içtimaiyemizin unsur-i esâsîsi köylüdür. İşte bu köylüdür ki bugüne kadar nûr-i maariften mahrum bırakılmıştır. Binaenaleyh; bizim takip edeceğimiz maarif siyasetinin temeli evvelâ mevcut cehli izâle etmektir. Teferruâta girmekten içtinâben, bu fikrimi birkaç kelime ile tavzih etmek için diyebilirim ki alelıtlak umum köylüye okumak, yazmak ve vatanını, milletini, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafî, tarihî, dinî ve ahlâkî malûmat vermek ve amâl-i erbaayı öğretmek maarif programımızın ilk hedefidir.”

    Atatürk’e göre eğitim toplumsal hayatın ihtiyaçlarına ve çağın şartlarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Ülkenin dünyadan soyutlanamayacağına işaret eden Atatürk ilim ve fennin kayıtsız ve şartsız, nereden olursa olsun alınacağını söylüyor. Atatürk’e göre buna mani olacak anane ve akideler milleti esarete götürecektir.

    “1. Hayat-ı içtimaiyemizin ihtiyaca tetâbuk etmesi.
    2. İcâbât-ı asriyeye tevâfuk etmesidir.

    “Gözlerimizi kapayıp mücerret yaşadığımızı farz edemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp cihan ile alâkasız yaşayamayız. … Bilakis müterakkî, mütemeddin bir millet olarak medeniyet sahasının üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ferd-i milletin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.

    “Hiçbir delil-i mantıkîye istinâd etmeyen bir takım an’anelerin, akidelerin muhafazasında ısrar eden milletlerin terakkisi çok güç olur; belki de hiç olmaz. Terakkide kuyût ve şurûtu aşamayan milletler hayatı makul ve amelî müşahade edemez. Hayat felsefesini vâsi gören milletlerin taht-ı hâkimiyet ve esaretine girmeğe mahkûmdur.”

    kaynak