• Hakkında.
  • İntihar Girişiminde Bulunmuş Olan Çocuk ve gençlere nasıl davranılmalı


    İntihar Girişiminde Bulunmuş Olan Çocuk ve gençlere nasıl davranılmalı
    T.C
    ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

    Klinik Psikoloji – Erişkin Yüksek Lisans Programı

    İntihar Girişiminde Bulunmuş Olan Çocuk ve Ergenlerde Stresle Başa Çıkma Biçimi

    Necla Afyonkale
    Danışman : Prof. Dr. Suna Taneli

    Tez Özeti

    Bu çalışma intihar girişiminde bulunmuş çocuk ve ergenlerdeki stresle başa çıkma biçimlerini araştırmaktadır. 12-25 yaşları arasındaki çocuk ve ergenlerle yapılan bu çalışmanın amacı ergenlerin yaşamlarındaki güçlüklerle ne kadar mücadele ettiklerini, stresle başa çıkma biçimlerini ne kadar kullandıklarını araştırmaktır. Bununla birlikte depresyon, anksiyete, sosyal destek ve yalnızlık düzeylerinin bilinmesinin risk gruplarının belirlenmesine, uygun başa çıkma mekanizmalarının kazandırılacağı önleme çalışmalarının oluşturulmasına ve tedavi sürecine yardımcı olacağı düşünülmüştür. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ABD polikliniğine, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri polikliniğine ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi’ne intihar girişimi sonrasında başvuranlardan 50 kişi çalışma grubunu oluşturmuştur. Kişilere Stersle Başaçıkma Ölçeği (SBÖ), Sosyal Destek Ölçeği (SDÖ), UCLA Yalnızlık Ölçeği (UCLA-LS), BECK Depresyon Ölçeği (BDÖ), Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak elde edilen veriler istatistik paket programı SPSS kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, ölçek puanlarıyla karşılaştırıldığında araştırma bulguları şöyledir: -Yaş arttıkça stresle başa çıkma biçimleri daha yoğun kullanılmaktadır ( p<0.05 ). -Cinsiyet açısından erkekler stresle başa çıkma biçimlerini daha yoğun kullanmaktadırlar ( p<.05). -Kızların algıladıkları yalnızlık ( p<.05), depresyon ( p<.05), durumluk ve süreklik anksiyete ( p<.05 ve p<.05) düzeyleri erkeklerden fazladır. -Öğrenim düzeyi arttıkça stresle başa çıkma düzeyleri daha sık kullanılmaktadır ( p<.05). -Ailesinde herhangi bir ruhsal yada fiziksel hastalık bulunmayanların algıladıkları sosyal destek düzeyi daha yüksektir (p <.05). -Daha önce ek bir intihar girişiminde bulunmuş olan ergenlerde depresyon düzeyi intihar girişiminde bulunmamış olanlara göre daha yüksektir (p<.05). -İntihar girişiminde bulunan, ergenler arasında, gerçek amacının ölmek olmadığını ifade eden ergenler; gerçek amacının ölmek olduğunu ifade eden ergenlere göre stresle başa çıkma biçimlerini daha yoğun kullanmaktadırlar ( p<.05) ve bu grubun depresyon düzeyleri daha düşüktür ( p<.05). -İntihar girişimi öncesinde planlayan grubun anksiyete (p<.05) ve depresyon (p<.05) düzeyleri planlamayan gruptan yüksektir. -Girişimde bulunacağından çevresindekilere bahseden grubun anksiyete (p<.05) ve depresyon ( p<.05) düzeyleri bahsetmeyen gruba göre daha yüksektir. -Girişim sonrasında bir şey yapmayanların durumluk anksiyeteleri ( p<.05) bir şeyleri yapanlara göre daha fazladır. -Girişim sonrasında girişimde bulunduğunu haber verenler haber vermeyenlere göre stresle başaçıkma biçimlerini daha yoğun kullanmaktadırlar ( p<.05). -Aile, okul, polisle sıklıkla başlarının derde girdiğini ifade edenlerde depresyon düzeyi daha yüksektir ( p<.05). -Psikiyatrik ek tanının varlığı depresyon (p<.05) ve anksiyete (p<.05) düzeylerini artırmaktadır. Sonuç olarak çocuk ve ergenleri yaşamlarına son verdirecek noktaya getiren, gerek biopsikososyal açıdan, gerekse ekonomik ve sosyolojik açıdan önemli bir sorun olan intihar davranışının önlenebilmesinde risk etmenlerinin etraflıca araştırılması ve bu doğrultuda önleme çalışmalarının yapılması önem kazanmaktadır.

    Anahtar Kelimeler : Klinik psikoloji, çocuk psikiyatrisi, çocuk, ergen, intihar, stresle başa çıkma, depresyon, anksiyete, sosyal destek, yalnızlık, Türkiye

    kaynak